
bloglardan beyoğlunu bu aralar pek bi fazla duyar oldum ösledim yahuuu..
eskiden yani eVlenmeden daha eşimle tanışmadan sanırım 2004-2005 arası aZmı arşınladım beyoğlu sokaklarını. iş çıkışları 1 saatliğine de olsa az gitmedik iki havasını almaya. berekette dönerini yemeğe... yağmur yağarken şemsiyelerin altında olmak uğruna iki türkü mırıldanmadık o gecelerin anısına... acılarımızı az dindirmedik bizi kucaklayan beyoğluna... ama ben beyoğlunun hep farklı bir yüzünü hissettim eskiyi gördüm onda binalarına aşık oldum.. arnavut kaldırım taşlarına... tophaneye inen sokakalrındaki 1970 misali bakkallarına aşık oldum... yıkılası (maalesef) evlerine...
lise döneminde de ablamla giderdik... her hafta sonu bir adet film... her seferinde taksim otobüsünün peşine on dakika koşu ardından otobüsü her seferinde kaçırış bir sonrakini bekleme seyansı... bir kere otobüs yüzünden mel gıbsonun payback filimin ilk 20 dakikasını kaçırmıştık da yemek yiyip filme tekrar girmiştik heheh aslında amaç eve ablam için gelen dünürleri püskürtmekti ama neyyyse... hey gidi günler yahuu ne de çok zaman geçmiş...
tugbatugba