sayıklama etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
sayıklama etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

6 Haziran 2014 Cuma

Havaların durumu ve Sıla

Bugün işteyim sanırım işleri bu aralar çok boşlamışım önümde bir yığın evrak birikmiş. bugün biter mi... sanmıyorum... 
Uzun zamandır kendimden bahsetmiyorum diye düşündüm genelde diziler, filmler, alışveriş postları ile doldurdum buraları...
havada tam yazmalık olunca biraz karalamak istedim...
Bizde durumlar;
Harun Emir okula başladı...
Severek gidiyor bazen gitmek istemiyor....
4 yıldır yediremediğim yemekleri yiyor...
Bazen seviniyorum yiyor diye bazen üzülüyorum ben hala yediremiyorum diye...
Ama yine de yiyor ya içim ferahlıyor sonuçta birazda bunun için okula yollamadık mı...
Oğlum da büyüdü...
Zaman çok çabuk geçiyor...
Boyumca da olacak inşaallah...
Bir aydır ofline durumdayız...
Harun Emirin hastalığı... 
Hastalığından kaynaklanan ateş nöbetleri falan derken yarasa misali gece yaşamaya başladım...
Biliyorsunuz 1 yaşında havale geçirdiği için ateş bizim kabusumuz... Ateşi düşsün nefes alımı rahatlasın diye deniz kenarına kadar götürdük. deniz ferahlatırmış insanı...
Serumlar hava vermeler meğer Laranjit olmuşuz. Bizimle çata çat tartıştığı için ses tellerinden kaynaklı bir durummuş. Eve Nem makinesi aldık... sabahları da sakız çiğniyor bunlar iyi geliyor. tıkanmasını engelliyor... 
Sonunda bende buldum kendimi yatakta tabii Harun Emir iyileşir iyileşmez...
Herhalde anne olunca çocuğun iyileşmeden hasta olma lüksün ve hakkını kendinde bulamıyorsun vücuda o fırsatı vermiyorsun son raddeye kadar dayanıyorsun Rabbin izniyle. ama sıkı sıkı iki gün yataktan kalkmamacasına yattım ... (Götürdüm dizileri)
şükür iyiyim....
Yalnız bir anda gözlerimin kızarıp vampir filmlerindeki Yeni doğanlar gibi kıpkırmızı ve şişik olunca korkmadığımı söyleyemem...  düşünsenize gözünüzün beyazı kıpkırmızı ortada masmavi birşey parlıyor vuu ben görünce korktum...
Hatta vampir ısırığı falan mı aldım diye düşünmedim de değil...
 Ama yooo canım kan istemiyordu ya da birilerini ısırmak...
Doğum izim hala duruyor sonuçta biliyoruz vampir olunca fıt bır hatun oluyorsun yok anacım bel ağrımda devam ediyordu nıck vampir olmamıştım tüh beee en azından fıt bir hatun olacaktık...
meğersem kırmızı göz diye  enfeksiyonel bir salgın varmış bu aralar ona yakalanmışım... gece gündüz damlalar falan derken şişlikler indi kanlanmalar hala mevcut...
Bu ay sadece hastalıklarla geçti... Haziran da yağmurla geçiyor kesin depresyona girerim...
Aslında Rabbim Ramazana hazırlık yapıyor havayı temizliyor, yağmur yağdırıyor...
Bizde durumlar böyle
vakit su gibi geçiyor elimle bir kırıntı bile tutamıyorum... 
yaşım ilerliyor onuda durduramıyorum...
şimdi 20 olacaktım ki :P diye başlayan sözleri söyleceğimi hiç düşünmemeştim.
pek bir depresif oldu yahuu...
evraklar beni bekler...
kaçtım ben :)
bugün tam Sıla dinlemelik hava hadi dinleyelim şu şarkıyı
herkese iyi hafta sonları
İstanbulun yada türkiyenin yada dünyanın neresinde olursanız olun 
gökyüzüne bakın ve kendiniz için dünyaya bir göz kırpın 
ahanda buda günün sözü olsun :)
sustum...

tugbatugba

 


29 Kasım 2012 Perşembe

yazsam mı... yazmasam mı...

Sessizce buralardayım elim gitmiyor yazmaya... düşünüyorum... yazsam mı.. yazmasam mı...
Bu aralar sakince kore dizileri izliyorum... bu aralar fazlalaştı...
 Bir de kış geldi ya; günler yetmiyor bana...
 Evde günler gerçekten çabuk geçiyormuş hiç bir şey yetişmez oldu...
Benden böyle; azıcık tarçınlı, azıcık zencefilli,azıcık adaçaylı, azıcık rezeneliyim bu aralar...
tugbatugba


30 Mart 2011 Çarşamba

bla bla bla

*yazdım ve sildim...
ne mi yazdım? boş versene... çoktan uzayda bir yerlere gönderdim...

*sılanın sana değerde geçer şarkısının açılımı;
bir kız varmış...
vazgeçmesi gerekmiş; vaz geçimiş...
ama en çok da o sevmiş...
bugün çok romantik film izledim sanırım :P
Sıla kadınım benim ne ses ve şarkı var hatunda demi...

* bugünün film önerileri
-unutma beni müthiş bir film robert pattınson
-break ke baad 2010 yapımı hint filmi güzel film...
-letter to julıet ve günün favorisi harika bir film...


* heheh binada birisi mızıkayla küçük kurbayı çalıyor heheh çok sanatçı binayız alt dairemden de gitar sesleri birazdan duyulurr bu dağğ başında birde o sesler olmasa...
heheh bir de okuldan dönen komşumun çocukları; küçük kız arada caaazeeeee diye bağırmasa :)))

* harun emir mi ayağımda sallayınca uyuyor... ah benim huysusss oğlum sanırım bana çekmiş...

tugbatugba

2 Temmuz 2010 Cuma

çoştur deliler çoştur

boş bir sayfa var önümde
benim onu doldurmamı bekleyen bomboş bir sayfa...
ya göz yaşı akıtacağım...
ya bağıracağım...
ya da kahkaha atacağım;yüksek sesle...
şimdi ne yazmalıyım
bu bomboş sayfa benden birşey beklerken, ben ona ne yazmalıyım...
ruyamı mı anlatmalıyım...
arkamdan atılan çığlıkları mı...
taksimin tozlu sokaklarında koşturmamımı...
yarılı bir insanın hikayesini mi...
benim içimdeki delilerin gene çoşmuş olmasını mı...
güçlü hissetmiyorum...
fakat artık anne olacağım...
daha güçlü olmalıyım...güç toplamalıyım
bu sefer yüzüme anne maskesi takmalıyım...
hey hayat vercekmisin anne maskesini bana...

yoo vermem sana bir daha yüz hayat veriyorsan ver maskemi...
tugbatugba

12 Nisan 2010 Pazartesi

İÇİMDEKİ DELİLER FIRLADI GENE


çizdim hepsinin üstünü sinirlenmiyorum da... zaten sinirlenecek de ne var ki! hiçç...
tugbatugba

1 Mart 2010 Pazartesi

BUGUNNNN PAZARTESİİİİİİİİİİİİİİİİİİ

selam kıslarrrrrr
bugun çok mutsuz uyandı havadan mıdır nedir anacım bilmiyorum. zaten sinüzitim de azıyor baş ağrısı çekiyorum devamlı... amann gelde girme depresyona...

transferimden bahsetmişimdir bugun buraya bir elaman geldi 5 gün sonra beni istiyorlar ama 10 günden aşağı kız pişmez ne yapacağım bilmiyorum. kız yeni mezun biraz ymm yanında çalışmış daha kdv öğretilecek adam akıllı ba bs öğretilecek azıcık ucundan muhasebe bilgisi verilecek 10 günü de geçer ama üstten üstten artın ne yapayım geri kalanını ymm halleder artık...

c.tesi günü annemi çağırdım anne yetiş azıcık bana koordinatörlük yap bende iş güç yapayım diye... yalnız iş yapınca canım sıkılıyor da :P sagolsun geldi çamaşırlarımı katladı... oturma odasının halısı değiştirip daha küçük bir halı serdik oda daha büyük gözüktü... halı küçük odaya aitti artık oturma odasına transfer oldu... birde gelmişken onun süper yaptığı sütlaçtan yaptırdım.... ohh dibinide bir güzel yidim harikaydı. ev sil süpür akşamı ettik. babamlarda çağırdık kayınvalidemlerde geldi üstüne bende havuçlu çikolatalı portakallı (amma uzun haaa ) kek pişirdim onuda lüplettik... yalnız tari kafadandı zaten benım kafadan tariflerim süper tutar :))



pazar günüde ohh temizlik bitmiş hava miskinlik havası zati yol yorgunlugumuz geçmemiş yan gel osman yaptık... güzel bir khvaltıdan sonra netten film izledik paris diye ben beğenmedim uyudum jon travoltanındı daha yeniymiş... amannn pırt beğenmedim :)






buda bizim oppalarla unnilerin bir dizisi daha... çok büyük umutlarla başlayıp sonra koreli kardeşlerime ayıp olmasın diye süründürdüğüm bir dizi.
dizi 16 bölümlük ve dizi 11. bölümde güzelleşip hareketleniyor... aslında çok büyük fanı olan bir dizi zatn bende bu yüzden izlemye başlamıştım ama dediğim gibi dizi 11. bölümde hareketlenip canlanıyor.



şu aralar benim favorim pasta 2010 yapımı güzel bir dizi...korede hala devam ediyor. devamlı mutfaktalar tava çevirip duruyorlar süpper :D şu kırmızılı oppam şef daha önceden bu abimi ben caffe princede izlemiştim ve bu adamın gerçekten ışıgı var ses tonu bir harika... oyuncular güzel artistik patanaj mutfak olayları oluyor benden size tavsiye...

şhit it satrdet whıt a kıssi çeviren sayın çeviriciler yahuu 1 ay aldu yni bölüm yokk huuuu...

notlar:
*acilen kilo vermem gerek şiştim yahuuu
*yeni kızı yetiştirip yeni görev bölgeme geçmem lazım ama en nefret ettiğim şey yeni bir yere alışmaktır.. hele birde bir yerden elektrik alamassam öldür allah beni çalıştırmazlar umarım hayırlsı olur... dua edin...
*birrdeee bir unnumle çok görüşmek istiyorum amaaaa bir türlü kendimi ayarlayıp onu bir kahve içmeye davet edemedim yahuuu.. unnim duydun muuuu :P
* resimler diyeceksiniz demi üşeniyo valla :P üstüme gelmeyin girerim depresyona haaaaa

tugbatugba

7 Ocak 2010 Perşembe

dort

yazdım yazdım sildim
bir daha yazdım bir daha sildim
mutafı bilirmisiniz gülayla hükümü söyler nede güzel söyler... gülay bir ah çeker mutaf da erir... şarkıyı dinledim durdum bitti gene başlattım bitti tekrar tekrar...
yazdım yazdım sildim...
arada gelirler ya bana geldiler gene...
böyle küfür edip sövesim var kaçma gel buraya....
varın siz doldurun boşlukları bu akşam üç nokta yerine 4lüyoru buyrun
....

21 Ekim 2009 Çarşamba

ucuz kompozisyon



Çok Küçüktü...
tecrübesizdi...
acı...
yazık...
terk...
kaltak...
sarhoş...
bu adilik...
cins misin lan sen!
sevgi..
aşk...
tutku...
BLA BLA BLA

varmıydı sizde de bu olay...
al kızım yaz bundan bir komposizyon...(daha ahlaklı kelimeler)

hadi ordan bee ne yazcam içinde hem aşk olcak hem adilik hem tutku olacak hemde terk yazık mı diyecek kız sonra yada esas erkek... yada yan roller mi diyecek yazık repliğini sana ne lan mı diyecek kafasında konuşan jön ve jönniyelerle (ben uydurdum) konuşurken yazar...
bu adilik deyip kapıyı mı vuracak rollerden biri yada kalktakkkkkkkk diye bir tokat mı atacak esas erkek esas kıza yada bir mesaj çekecek kaltakkkkkkkkk (hadi ordan beee) ya da büyük bir sevgiyle tutulup kalacak yıllarca rollerden biri, biri de inatla hayatına devam etmek için çabalayacak... sonra kenardan bir şarkıcı geçecek damardan bir agıt yakacak... aman aman amannnn!.. biri alkolik olacak diyeri deli... ya da biri şehri terketsin biri şehirde kabuslarla kalsın...
sonra biri meşhur olsun öbürüne araba çarpsın kan aransın kan gruplarıda tutsun ama :P radyodan anons olsun meşhur olan hastaneye koşsun nanananmmmmmmm tatammmmm...
yok vazgeçtim ikiside ölsün...
ne komposiayon ama... hayatın içinden yeşil çamdan çıkma...

yapma be çok ucuz oldu... sil baştan...

hocam git işine yaaaa
aşkmış sevgiymiş terkmiş... hadi ordan hayat var kocaman hayat mahveden mahveder sana ne beeeeee!!!!
hoca kim bu arada yahuuu :PPPPP


aha sana hayat! akşama ıspanaklı börek var yimeğe! bide başım maynak ağrıyor.. yan masada da aşkımız bitecek böyle giderse çalıyo muhahhahaha :))

tugbatugba

19 Ekim 2009 Pazartesi

kopuyoruz

bugün pazartesi.... sendrom günü bende blogumu açayım iki döktüreyim dedim
kaç gündür aklımda şebnem ferah şarkıları gezinip duruyor
biraz yağmurları söylüyorum biraz bugünü söylüyorum ne güzel şarkılardı demi

bugünnnnn resmineeee dokundum beeeennnn öptümmmmm yineeeeeee yineeeeeeeeee
zaman ağır ol henüz erkeeeeeeeeeen demek için güle güleeeeeeeeeeee
Sesini özledimmmmmmmm özledim çooooooooooook haberim yooooooooook durmuş dünya niyeeeee
Seninle birlikte kaybolanlarııııııııı arıyorum başka şeylerde

Aşk şarkısı değil bu geldi içimden

Gülümse birkez benim için eğer duyuyorsannnnnnnnn

Nehrim ol gel ak yine kelebek ol gel uç yine

Çiçeğim ol gel aç yine rüzgar ol..

şimdi bağıra çağıra söylemek vardı

:PPPPPP kopuyoruz haydi kop kop :P
bugun çıldırma günüm :P
çok çalıştım bugun galiba beynim sulandı heheheheheh ama güzel şarkı yahuuuuuuuuu

bugün mönüde hamsi var temizlemesini babama yıkamasını kuzene yaptırttım pişirmesi bana kaldı...
haydi eller havaya :PPPPp

iyice sapıtmadan bugünü bitiriyorum...
tugbatugba :P

ferhattttt( 3 yan masa arkadaşım :P ) bir şebnem ferah açda dinliyek :P

6 Ekim 2009 Salı

UPSS



Sanırım bu aralar depresyondan çıkıp çıldırma bölümüne geçtim.. abuk sabuk şeyler düşünüp gece ruyamdan uyanıyorum ahahaha vampir ve kurtadamlarla çok haşır neşir oldum galiba :P dün gece deprem oldu öyle uyandım ondan önce de saçımı biri çekmişti :P

yakında Mehmete sen vampirmisin yoksa kurt adam mı yoksa aciz bir ölümlü mü diye sorular sormaya başlarsam hiççç şaşırmayın :PPP hayal gücü işte ne yaparsınız :PPP

kitap okumaya son hız devam....

22 Ağustos 2009 Cumartesi

anektodlardan oluşma bir kuple



*aklımda gökhan türkmen diye birinin şarkısı ahh acyor bak canım bazen ama dön diyemem diye başlıyor... bir kaç gündür bu şarkıyla kalkıyorum anlamsız bir biçimde... yani bu aralar sanırım içimde bir duygusallık dolanıyor...

*ayrıca sinirliyimde... o yüzden şu mubarek günlerde bile hayata bir süre somurtuk bakacağım...
Neyyyyyseeee derine inmeyeceğim...

*Ramazan geldi benim koşturma iki katına çıktı... koştur koştur eve git.. koştur koştur yemek hazırla sonra erken uyumaya çalış ki evin teranesi bitmiyooo anneeee yaaa benım derdm neydi annemin evinde yan gel osmandımmm sahura kalktıgımda sofra hazırdı... bunu da kısa bir anektod halinde beynimin bir köşesine atıyorum...

Bu hafta sonu iki günde iftara davetteyiz... yolculuk gürpınar...


tugbatugba...

Martı misali uçsam yüreğine
Bir buse kondursam...
sonra geri dönsem kafesime...
acıyor yüreğim bazen...
üstüne su damlatıyorum
geçer gibi oluyor...
sonra tekrar acıyor
bir dejavu gibi süre gelen yaşanmışlar yaşıyorum
kabuslar görüyorum
esiyorum öyle,
sessizce, çığlık çığlığa...
(bu da içimdeki delilerden)

23 Mayıs 2009 Cumartesi

DİLİMİN ENN UCUNDAKİLER



Rahmetli babannem fesleğeni çok severdi. her bahara doğru camın önüne bir fesleğen alır bizleri kapıdan geçirirken ona dokunup koklardı. Onun mis kokusu etrafa yayılır içlerimizi ferahlatırdı. halam onun geleneğini bozmamış ve bu baharda bir fesleğen alıp camın önüne koymuştu... bu sabah bende onun gibi fesleğene dokunmadan, onu koklamadan etrafa kokusunu yaymadan gelemedim... ne güzel de koktu ohhh... işe geldiğim otobüs babannemin mezarının önünden geçer fesleğen kokusunu ona da götürdüm... onunla hasbihal ettim... dua ettim...

Akşam iş çıkışı rahatsız olan bir arkadaşımı ziyaret için bahçelievler civarına geçtim.. Rabbim sağlık sıhhat versin.. kendisi bebeğini kaybetti. nasibimizde yokmuş ne yapalım tam destek vermek lazım... kollarını açtı ve dedi ki; yüreğim böyle kocamandı şimdi bomboş... bu sözleri içimi çok acıttı... canım arkadaşım benim... Ne yapalım Hakkımızda hayırlısı... eve bayagı bir geç döndüm baktım ki evde badana boya işleri çooktan başlamış... telaşın baş işlerinden biri boya işi. boya olsun ki genel temizlik başlasın... beni babam karşıladı kızım nerdesin dedi (şaka amaçlı her zaman sorar akşamları biraz gecikince) bende baba gecelere aktım da ondan geciktim dedim güldü geçti halime adamcağız...

yatarken günün sadece çalışmaktan ibaret olmadıgını belirtmek istedim kütüphanenin önünde birkaç kitap karıştırdım... ki hayatımda en sevdiğim en mutlu oldugum anlardan birisidir bu olay... kütüphanenin başına geçerim ruhuma göre herhangi bir kitap alırım oradan bir kaç sayfa okurum yada çiziktirdiğim birkaç satır.. dün akşamda çoook begendiğim hatta hayatımda bazı örneklemeler yaptığım ama bir türlü vakit bulup bitiremediğim Siyah Sütü aldım elime yatagıma uzandım uykudan gözlerim kapanma devresine girse de yarım saat kadar zevkle kitabımı okuyup derinn uykulara daldım.. Sabah da otobüsü kaçırdım o ayrı mesele :P

bu sabah işten sonra biz hanımlar toplanıp fatih yollarına düşeceğiz... hanımlar ileriii ilk hedefimiz gelinlikçiler...
herkese iyi hafta sonları...
tugbatugba

11 Mayıs 2009 Pazartesi

GAYBI NASIRLARDAN ÇIKIP ÇIKP GELDİM



ÖHÖMM geldim geldim bu sefer tam geldim hakketen bak inanmasssan iki gözüm önüme aksın :))



ya tamam açıklıyorum bir yıldan sonra çalışmaya başlamak beni birazcık yordu dengemi düzenimi anca sağladım ama geldimm.... aha vermişim bilem haberi; 1 yılın ardınan çalışma hayatıma çook şükür ki geri döndüm... işimden şimdilik memnunum düzene alışmaya çalışıyorum.

veeeeeeee Evleniyorum
evet evet hakketen bende inanamıyorum. oysa bu nişanlı düzenine ne de çok alışmıştım böyle gidemezmi acep ohh ekmek elden suu gölden annemin evinde bir tanecik oda sorumlulugu bende :)) gidemez işte evleniyorum yaaww :)... evliliğe 2 ay kaldı onun stresi ve temposu da içinde olan bir hayatın ince çizgisindeyim.. iş, evlilik telaşı 5 bilinmeyenli bir denklem. bakalım mevla neyler neylerse güzel eyler diyerekteneeee şimdilik üstten bir konuya dalalım sonra açık ederiz tüm detayları:P

tuğba

22 Nisan 2009 Çarşamba

eskilerden bir kaç kırıntı...

ARKADAŞIMA!
Burnumda, eskiden kalma bir koku var...
Gegzimde içimdeki yanmışlığın gıcıklığı.
Küllerini toparlayamadığım anılarım...
Boğazımdan aşağıya gidemeyen bazı cümleler geziniyor etrafta.
Hiç gitmeyeceklermiş gibi rahatsız ediyorlar beni.
Aslında alıştım bu durumuma...
Aslında her şey hep böyleydi.
Şimdi, bir anne kadar cesur, bir anne olamayacak kadar dayanıksızım
Gözlerimin feri çoktan sönmüş...
Düşündüğüm bütün kapılar gene bana çıkıyor.
Bir türlü sonucunun bulunamadığı,
Labirent problemlerine yıkmışlar beni.
Lanet bir yol tutturmuşum,
Sonun olmadığı...
Biliyorum ki bir gün uyandığımda bundan daha iyi olmayacağım...
Biliyorum ki uçurumun dibine gidiyorum,
Adımımı her attığımda bataklığın bir metresine daha gireceğim
Haz alacağım çektiğim acıdan.
Bunu sadece ben ve bir de .... biliyor
İşte o üç nokta her şeyi biliyor.
Yalvarsa da gidiyorum
Dilimde eskiden kalma bir tat
Günahlara bürünmüş yüreğim ve ben!
Gidiyorum...
Sevdiğim her şeyi geride bırakarak
Bile bile... Kuyu dibi de olsa, gidiyorum...
Bir gömlek dahi almadan.
Bir anı dahi bırakmadan.
Sildim bütün güzel sözleri.
Yok artık böyle biri! Unutun!
Hey! başlasın artık lanet komedi
Geldim işte!
Avuçlarımdan süzülen kanla...
Cesetlerini derinlere sakladığım An’larla!
02/09/2005

18 Nisan 2009 Cumartesi

konuşuyorum ve duyuluyor muyum...

biliyorum...
yo yo yo
aslında hiç bir şey bilmiyorum ben
ne bilidim ki şimdiye kadar
ve şimdiden sonra ne bileceğim ki zaten
düstürlü bir kaç cümle mi?
arkama baktıgımda görebileceğim yıkık iki kelime mi?
yo yo
bilsem ne olur kii!
öğrendiğim gönül yangınından sonra...
mecnunla tanışıp,
züleyhalığa alıştıktan sonra...
öğrensem ne olur ki!
iki kelam etsem
desem ki bu böyle olmaz
demesem ne olur!...
hiç... koca bir hiçç...
benim kıyametim kopsa kime ne!..
sussam ne olur susmasam ne olur...
ferhat olamadıktan sonra...
kalbimde bir kaç tane odacık açsam ne olur... açmasan ne olur...
yo yo
ben hiç birşey bilmek istemiyorum
gönül yangınından başka...
gittin ya
canımı acıttın ya
suskunluk ve noktalarla dolu bir kaç cümle bıraktın ya
şimdi konuşsam ne olur konuşmasam ne olur...

12 Şubat 2009 Perşembe

iç sayıklamaları! birikimleri mi desem acaba? dedim uleyn!

kim duyuyor çığlıklarımı, attığım gülücüklerden...
kim duyuyor hıckırıklarımı?
anlar mısınız ki beni...
şu koskoca deryada bulur musunuz kaybolduğum yerden beni..
yazar dururum işte! bir oradan bir buradan...
hitabımın eksik olduğu cümlelerle başlarım söze
kime yazıldığı belli olmaz
kah sana yazarım kah bana
kah içimdeki delilere
sinirlenirim bazen kapıdaki kadına yazarım
ona yazarım buna yazarım...
bazen kaybolurum bazen bunaltana kadar yazarım
ama bulabilir misiniz beni kaybolduğum bu yerden
çıkarılabilir miyim
yoksa umutsuz vakka mıyım?

özürlerimi sunabilir miyim eski bir deftere
özür dilerim be!
ahanda dedim...

keşkeleri geçtim ben demiyorum artık keşke...
keşke şu şöyle olsaydı; dandini dandini dastana dır dır fırfır demiyorum
olan olmuş
ne yani öldüreyim mi kendimi
içimde bir deli var dedim ya
bazen o beni ele alır.
geçirir bir kaç paspal kıyafet attırıverir istanbul sokaklarına bedenimi
işgence yapar bana
ya da bir pazar günü atar beni yatağa kızarana kadar gözlerim zırlattırır
he birde böyle oradan buradan atlarım konuya
Anlar mısınız...

peki:
içimdeki küçük kızın korktuğunu söylesem anlaya bilir misiniz beni...


ohh bee rahatladım :P
ben yazmadım içimdeki deli yazdı bunları :P
ben geldim :)

12 Ekim 2008 Pazar

yazdım sildim geldim gittim geldim mi acaba derken yazıverdim...

Kayboldum...
kaybolmuşluğun kayboluşuyla sessiz sedasız kimselere görünmeden buralarda dolaştım.
sayfayı bir açtım bir kapadım bir açtım bir kapadım ve bu binlerce kez tekrarlandı...
yazamadım...
nasibimde yazmamak varmış meğersem dedim ve sustum
bir ramazan ve bayram geçirdim
üstüne de bir kaç hafta içtim...
tekrar açtım tekrar kapadım tekrar .. derken yine devam etti...
şimdi buradayım
yazıyorum...
bazı bazı yine hayat hesabı yaparken hissettim kendimi kapattım yine tüm dosyayı fırlattım bir yerelere...
ah benim planlı yaşama isteğim bir gün beni öldürecek... diyip son noktayı da koyuverdim....
bu yazı sonunda silinecek mi bilemiyorum ama yazıyorum düşünmeden...

bir özet geçmek gerekirse;

_ eve hala alışamadım insan çalışmayınca benim bildiğim uyurdu onu da günlerdir yapıyorum canım sıkıldı kitap da okuyorum ondan da sıkıldım başka uğraşlar bulmam gerekiyor ama ne??? bir kaç tavsiyeye ihtiyacım var sanırım....

_ iş başvuruları son hız devam ediyor. ince eleyip sık dokuyorum cvmi heryere yollamaktansa orayı ıncık cıncık edip öyle yolluyorum. bu konuda ne yapmam gerekiyor bir tavsiye daha...

_ buralardan ayrı kaldığım sürede bir çok davete gittim. bolca misafir ağırladım. tabii bu bayram için de geçerli...

böyle devam etti işte...

bugün iki güzel insanla tanıştım. onlarla yemek yiyip sohbetler ettik. uzun bir yürüyüş yaptık. yağmurun yağmması da bir hikmetti doğrusu.

acaba beni harekete geçirecek bir formulünüz var mı lale ablaya mı danışsam onun yaşam enerjisine hayranım...

şimdilik benden kısa kısa bu kadar...
tuğba

19 Temmuz 2008 Cumartesi

KIRILMA NOKTASI


Kırılıyorum yine

Bir kaynak ustası geliyor ve kaynak yapmam gerektiğini söylüyor

Güvenemiyorum…

Yapamıyorum…

Eskisi gibi olmayacak biliyorum…

Usta dedim bir kere daha yapmamış mıydın sen bu kaynağı

Yapmıştım elbet ama dedi usta bu başka yerdeki kırılma

Dedim öbür kaynak ne durumda

O kaynak kangrenlik benden çıkmış dedi

Eskisi olmayacak değil mi dedim

Kırdırmayacaktın be yavrum dedi...

Biliyorum dedim…

tuğba

15 Temmuz 2008 Salı

eskimiş yapraklardan çıkan sözcükler

Esti yine deli rüzgar

Oysa ne umutlar biriktirmiştim kuytumda;

Gelecekti postacı götürecekti mulak-ı deryaya

Tutamadım, uçuştu terk_i diyara

Esti yine deli rüzgar

Bin bir renkli çiçeklerin polenlerini uçurdu,

Mardine, Diyar_ı Bekire…

Yüzüme doğru estirdi yine

İçimi titretti,

gönlümü okşadı…

Bir ah ile götürdü uzaklara acımı.

lal oldu dilim,

bir şey diyemedim…

oysa kız acısıyla mutluydu…

ama esti rüzgar işte…

götürdü acısını kalbi ile birlikte…

tugba





Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...