çocuk gelişimi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
çocuk gelişimi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

3 Nisan 2015 Cuma

Hımmmm Nerede kalmıştık!..

ohhooooo İpin ucunu gene kaçırmışız yuh yani Tuğba Kasım ayından beri hiç bir yazı yazılmaz mı! ne ayıp!.. diyeceğim ama bahanelerim var. Kasımdan Şubata kadar kanepede yatıp yuvarlanma bahanem var. Hatta Sünnet ve de Geniz eti ameliyatı olan oğluşuma bakma bahanem var. Hatta ve hatta şu yaşıma kadar tembellik ettiğim okuluma geri dönmüş ve de ders çalışmaya başlamış bir hatun figürü bahanem bile var. Olmadı iki yakınım biri kuzenim biri görümcemin düğün bahanesi, hatta ve hatta  Şubattan sonrada  bebiş bahanem de var ooooo bende bahane çoook :)

Neyse efendim gel gelelim Kasım ayından beri bizde ki haberlere eğer beni instagramdan takip ediyorsanız zaten birazcık benden haberdarsınızdır. (instagram hesabım tugbayugba )  
instagramdan gidelim, yakın özet geçelim please :)
Harun Emir'in bünyesinin zayıflığı  ve devamlı hasta olmasının bir sebebi de geniz etinin çok büyük olmasıymış. 
Doktorumuz hemen aldırın deyince Sünetti de aradan çıkartalım dedik. Hem doğum olmadan bu işleri halledersek daha rahat geçirebilecektik günlerimizi ki öyle oldu. Çok Şükür kazasız belasız geniz eti ameliyatımızı ve sünnetimizi olduk, atlattık...
Bu sırada eşim ve benim doğum günlerimiz geldi geçti...
9 Kasım ve 16 Kasım...

Hamileliğimin Son ayı zaten haftada yada ayda gittiğim iş yerine hiç gidemez oldum ve işi eve taşıdık.
Harun Emir'in doğum günü olan 9 Ocak pek bi karlı geçince roterli de olsa doğum günümüzü okulumuzda kutladık. Bu yaş çocukları pek hevesli doğum günlerini okulda kutlamaya pastadır tabaklardır hepsi Harun Emirin siparişleri...
Doğuma çok çok az kala görümcemi bile evlendirdik :) şekil A şişman ben son demler.
Kınada Boy bile gösterdim. Horon bile teptim hihihi

Ve  Kızımız Meryem Sare 9 Şubatta evimizi Şenlendirdi. 

Kırkını bile çıkarttı.

Şimdi ikinci kez anneliğin hem keyiflerini hemde tekrar başa geçip çocuk yetiştirmenin zorluklarını yaşıyorum.
  Ve çok merak ettiğim bir sorunun cevabını bulmanın hazzını yaşıyorum. Hep merak ederdim.ikinci bebeğimi de  Harun Emir gibi sevebilir miyim nasıl olur yok yok sevemen herhalde farklı olur bu defa ki ...  ve anladım ki insanın kalbi ikiye bölünebiliyormuş ne eksik ne fazla terazi aynı gramajda %50 ye %50 ...
tugbatugba

27 Ekim 2014 Pazartesi

BİZDEN HABERLER

Yine kayboldum ara ara kayboluyorum biliyorum ama amaçsız bir yoğunluğum söz konusu... Hamileliğimden dolayı yorgunluğum da...
Blogları da çok gezemedim bu aralar... Ama ufak ufak yeniden  dönüş yapacağım inşaallah...

* Hamileliğimize gelince 24+6 haftalığım 64 kg. bu sıralar aniden kilo aldım belirlediğim hedefe 6 kg ve süre açısından da neredeyse 3 ayım söz konusu umarım belirlediğim kgmı aşmadan hayırlısı ile hamileliğimi de atlatabilirim. Aslında zevkli aylara geldik. Bebeğimi hissedebiliyorum, karnım sen hamilesin diyor, ilk aylarda yaşadığım sorunlar kısmen geçti... Sadece kıyafetlerim olmaz oldu bu sorun oluşturuyor ve sağolsun modacılar bu hamilelere modası geçmiş ürünleri giydirmeye çalışıyor ve ben bunu reddedincede kıyafetsiz kalıyorummmm. Umarım sonuna kadar da sorunsuz bir hamilelik geçiririm.
* İsim konusunu hala düşünüyoruz. Heheh cinsiyetini size söylemedim değil mi Harun Emir'in nasip olursa bir kız kardeşi olacak inşaallah. Detay ultrasona girmeden söylemek istemedim. Geçen  hafta detay ultrasona girip bebeğimizi kontrol ettirdik. Sağlık açısından teknolojinin verdiği sınıra kadar bir problem gözükmedi. Umarım bir sorunla da karşılaşmayız inşaallah.  
Yani kız isimleri arıyoruz a dostlar. 
* Harun Emir kreşe devam ediyor. Oldukça alıştı, yemek yemeğe başladı( bu yemek ve kreş konusunu  ayrıca üst başlık olarak yazacağım. Çünkü yeme problemi olan bir çok çocuk var biliyorum yalnız değilim...) ve artık ev ona az geliyor. Şu an tek derdimiz hasta olmaması için uğraşmamız  yan ürün ve de şuruplarla takviye ederek önlemeye çalışıyoruz. 
* Bu Hafta kuzenim evleniyor. Kuzenlerimle bir bahçede aynı evde büyümüş gibi büyüyünce kardeş gibi oluyor insan. Bu hafta  Kına ve nikahımız var. Haftaya da elazıgda düğün maalesef elazığa durumumdan dolayı katılamayacağım. Ama Allah nasip ederse kına ve nikaha bomba gibiyiz inşaallah. Kumaşlarımdan birisi kına için dikiliyor bile. 

*  Havalar soğudu. Bugün İstanbul fena yağmurlu ve karanlık  en azından bizim buralar böyle. Ama yinede herkese hayırlı haftalar diliyorum. Mutlu olun, umutlu olun, gülün...  canınız sıkkınsa çikolata yiyin :) sıcak bir kahve için yanına çikolatalı bir kek götürün. Bugün kütüphanenizin karşısına geçip rastgele bir kitaın rastgele bir satırını seçin ve okuyun sonra gülümseyin :) hehehe çok romatik oldu havadan havadan :)
tugbatugba

5 Ağustos 2014 Salı

Yakında 4 kişilik bir aile olacağız inşaallah...


* Doğru duydunuz Rabbim nasip kısmet ederse bir 6 ay sonra 3 kişilik ailemiz artık 4 kişilik olacak. 
Şuan 11+6 hafta 59,5 kilodayım. Hiç birinci hamileliğim gibi geçmiyor. Harun Emirde nasıl çok  rahatsam bu hamileliğimde bir o kadar yerlerde sürünüyorum. Şuan normal rahatsızlıklardan başka önemli bir durum söz konusu değil çok şükür.
* Bu aralar neler yapıyorum derseniz; Harun Emir bir buçuk aydır bir türlü iyileşemedi bir iyileşiyor başka bir şey çıkıyor şimdi alerjik bronşit olmuş elimde ateş ölçer çocuk kovalıyorum. Bu arada kreşe devam. Yerlerde sürünüp gecenin bir yarısı elma soyup elma yiyorum. Sabahları öğlene kadar yemek yemeyen ben kalkar kalmaz kahvaltı yapıyorum. Mide bulantım mütemadiyen 7/24 devam. Yemesem bulanıyor yedikten sonra da bulanıyor. Ne yapacağımı şaşırmış durumdayım. Güya bu haftadan sonra azalacakmış hadi bakalım bakıp göreceğiz inşaallah. 
* Yani bu aralar diziler mide bulantısı ve sıcaktan baygınlık geçirme roterine uğrayıp yavaş ilerliyor. Bir sonraki yazım Game Of Therones hakkında olacak inşaallah. Dizilerde yarım bıraktıklarımı tamamlama dönemindeyim. The Vampires Diaries 5. sezonun bir kaç bölümünü izleyip bırakmıştım Ian Somerhalder hatırına sezonu bitirme kararı aldım. Kore dizilerinde de Angel Eyes yarım kaldı onu da bitirmem gerek. haydi bakalım :) 

ve Son söz
Tüm kalbimizle... Tüm kalbimle Filistindeki kardeşlerimin yanındayım...
Artık dursun bu kıyım...
tugbatugba

30 Haziran 2014 Pazartesi

Harun Emir, Havale Ve Havale Korkusu ile Yaşamak

     Çok üzgünüm...
     Şükrediyorum... 
     Stresliyim...
     Cumartesi günü evladım bıcır bıcır  şarkı söylerken bir anda sustu bir baktık ki havale geçiriyor.   Evet biraz ateşi vardı ama uzun zamandır ilk defa geçirdiği için beklemiyorduk ki... Bu arada ateşi 38,3 idi.Hastanede 39,3 ani iniş /çıkış...
     İlk havalesini 1 yaşında geçirmişti(38,6 ile) ve çok telaş etmiştik.Kıştı, Kar yağıyordu,yollar kapalıydı, arabalar çalışmıyordu. Zorla arabayı çalıştırmıştık ki eşim den Allah razı olsun o tüm zorluğu gögüslemişti. o geceyi unutmak için neler yaptık.
     Bu sefer sakin olmaya çalıştık ki evladının o halini görüp sakin olmak biraz zor ama... Bizim gibi ailelerin çok olduğunu biliyorum. Bizim gibi henüz ilk havalesini geçirmiş bir çocuğunuz varsa ve bizim gibi ilkinde telaş etmişseniz aşağıdakileri uygulasanız belki daha rahat bir nöbet geçirtebilirsiniz diye yazıyorum bu yazımı aslında. Çünkü Allah düşmanıma öyle bir şey vermesin çok kötü bir durum evladını o şekilde görmek. 
     İlk önce çocuğun ateşli olduğunu kabulümüz kaç derecede başlar ona bakalım. Makattan yapılan ölçümlerde 38 derece üzeri, ağızdan 37.5 , koltuk altından 37.2, kulaktan 38 derecenin üstündeki değerler ateş olarak kabul edilmelidir. Ben koltuk altından ölçüyorum ve eğer ateşi 37 olduğunu görüyorsam direkt alarma geçer ateş düşürücüsünü verip Harun Emir'i serin tutmaya çalışıyorum. Bu durum  biraz çocuğunuzun vücudunu tanımanızla alakalı. Ateşi normal durumlarda kaç hasta olacağı durumlarda kaça geçiyor bunu zamanla öğreneceksiniz. Bir de havale durumu biraz hassas çocuklarda meydana geliyor ani ateş çıkmaları durumunda. Bizde Ani inip çıkmalar çok fazla var. Ve tabii ki ailenizde havale geçirmiş var ise riskli durumdasınız.  


      Havale geçiren bir çocuğa ne yapılmalı?
     *Sakin olmaya çalışın (ki bu çok zor ama) sakin olmak atak süresini kısaltırmış ki ikincisinde bunu gördük.
     * Atağı durduramazsınız bunu biliyorsunuz değil mi?
     * Evladınızın başını yumuşak bir  yastığa koyun ve yan yatırın sakince onunla konuşun 'geçecek, bitti, iyi olacaksın' gibi telkinler verebilirsiniz bu sizi de rahatlatır.  
     * Yan yatırdığınızda nefes kontrolü sizde olacak rahat nefes aldığından emin olun sesler çıkaracak ağzından köpük gelebilir ama sakin olmaya devam edin nefes alıyor değil mi?
     * Atağın geçmesini bekleyin. Birazdan gözlerini açmaya başlayacak. Ona adıyla seslenin geçtiğini iyi olduğu telkinlerinde bulunun.
     * Yine sakince en yakın hastaneye gidin.
     * Uyuma meğilli olabilir uyuyabilir. 
     * Dili tutuk olabilir ama tepki verecektir merak etmeyin elimi sık dediğiniz elinizi hafifte olsa sıkacaktır. Yavaş yavaş hepsi geçecek...
     * Yarım saat için de Allah' ın izni ile de açılacaktır merak etmeyin...

       Biz ikinci ateşli havale geçirdiğimiz için bir çocuk nöroloğuna göstereceğiz inşallah. Doktorlar normal bir şey sakin olun  dese de insanın içine sinmiyor. Genelde bir şey çıkmazmış dense de tedbir bizden takdir Allah'tan. Soğuk havale geçirirse evladınız bu problemmiş. Sıcak havaleden bir şey olmazmış. 
      Yazarken bir daha yaşasam da belki ihtiyacınız olursa diye yazıyorum.
      Çantanızda her daim çocuğunuzla alakalı ilaçlar ve ateş düşürücüler/ ölçücüler bulun malı bu sizi daha güvenli durumda tutar. İçiniz ferah olur.  Ben acil durum çantası taşırım içinde ilaçları burun spreyleri ateş ölçerlerin, yara bantlarının  vs. ihtiyaçların bulunduğu...
     

      6 yaşına kadar riskli bölümdeyiz Harun Emir henüz 3,5 yaşında. Her hasta olduğunda diken altındayız. Ateş havale geçirmesini tetikliyor çünkü. Rabbim bir daha yaşatmasın. Rabbim evlatlarımıza sağlık sıhhat nasip eylesin. 

tugbatugba

28 Nisan 2014 Pazartesi

İzlediğimiz Çizgi Filmler




          Hazır çizgi filmlerden açılmışken. Harun Emir şu sıralar neler izlediğimizi yazmak istedim. Her çocuk yaşına ve dönemine göre bazı çizgi filmler izler. Maalesef keşke çok izlemeseler ama metropol çocuklarının yapacak pek bir şeyleri yok. Hele ki hava kötü olduğunda. Biz ailelere düşen görev de sanırım çocuğumuzun neler izlediğini kontrol etmek. Bu da beraber izlemekten geçiyor. Ben ve Harun Emir koltuğumuza yayılır bazen mısır patlatır anne oğul çatır çatır çizgi filmlerimizi izleriz. Bazen çizgi filmde olan şeyler hakkında konuşur bazen de olayları yaşamımıza almaya çalışırız.

Bazen Mine'nin hayalleri beni korkutsa da. Canım kardeşim güzel bir aile çizgi filmi hele ki Galip benim favorim.


 
Harun Emir'in Tom ve Jeryy' yi izlemesi aslında hoşumuza gidiyor.  Bu kadar çizgi filmin arasında bunu sevmesi de bizi mutlu ediyor. Böylelikle ailecek çocukluğumuza dönüyoruz. Bazen eşimle sahneleri birbirimize hatırlatıp gülüyoruz.
Mıckey'nin evi. Harun Emir büyüdüğü için olsa gerek az biraz  Disney junıor kanalına doğru kaymaya başladık. Mıckey' in evi de güzel bir çizgi film.


Favorilerimden biri. Hele ki şarkıları ve ses tonu yok mu. Evet itiraf ediyorum ben bu çizgi filme bayılıyorum. Harun Emir mi? evet o da seviyor :)


Bu nereden çıktı demeyin. Harun Emir'in en sevdiği çizgi filmlerden biri. Prenses Sofıa.



Can örnek çizgi filmlerden biri. Aile toplantısı kavramını Can'dan öğrendik. Oturup birbirimize görevler veriyor sohbet ediyoruz.
Her çocuğun bir dönem sevdiği çizgi filmler arasında geliyor Cailluo. Yiğenim büyürken de izliyorduk bu çizgi filmi. Evde baba çorbaya kadar yapıyor maaşallah. Bir bal kabağını alıp 'Hımmm ben bundan güzel bir çorba yaparım' repliği hala kulaklarımda :) Türk erkeğine pek uymayan bir baba figürü ama... Yine de seviyoruz Cailluo seni. Harun Emir'in kreşe gitmek istemesinde büyük rol oynadı. Kreş arayışındayız bu arada.    
Dr. Mcstufinnis Hayal dünyasında oyuncaklarla konuşan ve oyuncakların doktoru olan küçük bir kızdır. Kırılan ve tamire ihtiyacı olan oyuncakları arkadaşları ona getirir ve o da tamir etmeye çalışır.  
Aklımıza bunlar geldi. Peki sizler nerler izlersiniz?
tugbatugba

24 Nisan 2014 Perşembe

Çocuklu Bir Evde Olması Gerekenler



 
 Harun Emir çok şükür 3 yaşını doldurdu. Ve hala ev onun yaşına, isteklerine ve de ihtiyaçlarına göre düzenleniyor. Sanırım Büyüyüne kadar hatta bu evden ayrılana kadar da öyle olacak ki şu an onu bilmiyorum ama  iki çocuklu evlerde düzenler  büyük bir ihtimal daha bir ayrı düzenleniyordur. Yeni annelerimizin yada eski ama ihtiyacı olan annelerimiz olabilir diye yazıyorum bu yazıyı.
    Geçen gece aklıma düştü şu soru; Çocuklu Bir evde Neler olmalı,neler yapılmalı? 
    
    İlk olarak; Harun Emir emeklemeye başladığında  evde emekleme pozisyonu aldım. Emekleyerek gezdim tüm evi. Acaba emekleyen bir bebek için ne gibi tehlikeler mevcut? Bu şekilde ilk olarak  evin ihtiyacını ve pozisyonunu belirleyebilirsiniz. Bu yöntem misafirliğe gittiğinizde de çok işe yarıyor. Çocuğunuz başka bir evde uyuduğunda yatıracağınız odaya girdiğinizde emekleme pozisyonu alın. Uyandığında neler ile karşılaşacağını tespit edip oraları güven altına alabilirsiniz. Bu yöntem ile çok priz kablo vs. gibi şeylerin önlemini alıp içim rahat yatırabildim.

Çocuklu bir evde Neler olmalı, neler yapılmalı? sorusuna gelirsek;

*Çocuklu bir evde mutlaka vede mutlaka acil durum çantası bulunmalı. Ne olmalı bu çantada derseniz; bizim çantamızda ateş ölçer, ateş düşürücü,burun spreyi, burun aspiretörü,merhem,yarabandı, bepanten ve silverdin,kolonya,mendil vs. çocuğun ihtiyaçlarına göre...

* Mutlaka güvenlik önlemleri alınmalı. Küçükken prizlere dokunmayan, pencerelerle ilgilenmeyen çocuk biraz büyüdüğünde ilgili olabiliyor. Yani prizleri mutlaka priz kapağıyla kapatmalı, pencereler ve balkon kapıları çocuk kilidi ile güvenli bir hale getirilmeli. Sivri alanlar, dolap kapıları, klozetler vs. bunların hepsini güven altına almak gerekir. Merdivenli bir evde oturuyorsanız, merdivene çit koyabilirsiniz.

*Bıçak ve kesici aletler toplanmalı ve çocuğun ulaşamayacağı bir yere konmalı. Deterjan ,çamaşır suyu gibi kimyasallarda kilitli bir dolap yada yüksekçe bir rafa koyup çocuğun ulaşması engellenmeli. Biz, deterjan gibi kimyasalları  kullanmadığımız bir wcyi depo haline getirip orada muhafaza ettik.
  
* Banyoda lavaboya yetişebileceği yükseklikte bir tabure olmalı. Ve bu taburenin banyoda kalması gerektiği öğretilmeli yoksa heryere ulaşır.
* Mutlaka evde giremeyeceği alanlar olduğunu ve sınırları olduğunu çocuk bilmeli.
* Küçük yaşta çocuğa telefon,tablet,pc vs. verilmemeli  yada çok az verilmeli bu tarz şeyler çocuğun ulaşabileceği yerlerde olmamalı yada bunları almaması gerektiği öğretilmeli.

*  Evde çocuk gelişimi ile ilgili bir kaç kitap bulundurulmalı. İnternette bir çok şey var ama bazen nette olmayan tavsiyeleri kitapta bulabiliyorsunuz.
* Gece lambası, fener gibi aydınlatıcı aletler bulunmalı.
* Mutlaka güzel çeken ve hijyen sağlayan bir elektrik süpürgesi evde olmalı. Şimdiki doğan neslin çoğu alerjik olarak doğuyor. Bu yüzden süpürge çok önemli. süpürge yazım için tık tık

tabii bir adet de el süpürgesi gerek şu aralar çok ihtiyaç duyuyorum. Acaba kullandığınız iyi bir marka var mı?
* Çamaşır kurutma makinesi. Mütemadiyen çamaşır yıkanan bir ev olacaksınız yada  olmuşsunuzdur bile.
* Evde kurallar olmalı.


*Çocuğun ilgisini çekebileceği kitaplar,boyalar ve masal kitapları bulunmalı. Oyuncakları saymıyorum bile :) Biz bu aralar etiketli kitaplara bayılıyoruz.
* Leke çıkarıcıları unutmuyoruz :) 
* Tabii büyük bir sabrı da cebizimizde mutlaka taşıyoruz :)
Unuttuklarım yada benim de es geçtiklerim  mutlaka vardır varsa lütfen yazın ki uygulamaya koyalım.
tugbatugba

16 Aralık 2013 Pazartesi

Çocuklarda Korku



Harun Emir küçüklüğünden beri seslerden ürker. Bir çocuk bağırdığında korkar, elektrikli süpürgeden korkar, ani seslerden ürker, o kadar çok dinler ki uçak seslerini bile duyar. Biz onu telkin edip bu seslerin normal  olduğunu söylemekten ve sakin davranmaktan, bu korkuların bitmesini beklemekten  başka bir şey yapamıyoruz hali ile.  
İnternette biraz araştırdıktan sonra bu  makaleden çok hoşlandım hadi buyrun;

Birçok anne baba ve eğitimci, çocukların korkuları olduğunu bildikleri halde, çocukların bu korkuları hakkında yeteri kadar bilgi sahibi değildirler.
Korku çocukların görünen ve görünmeyen tehlikeler karşısında gösterdikleri doğal bir tepkidir. Korku bir nesneye, kişiye ya da bir olaya bağlıdır. Korkunun en önemli özelliği, korku veren uyaranın ani ve beklenmeyen bir durumda ortaya çıkmasıdır. Korkunun oluşumu, kişinin içinde bulunduğu çevrenin koşullarına, uyaranın şiddetine, geçmişteki yaşantılarına, o andaki fizyolojik ve psikolojik durumuna bağlıdır.
NEDENLER

Çocuk için yeni olan ve bilinmeyen her şey korku verir. 2-3 yaş çocukları yüksek seslerden, elektrik süpürgesinin çıkardığı sesten, gök gürültüsünden korkarlar. 3-4 yaşlarında bu korkulara annenin desteğini kaybetme, yalnızlık, yangın, kaza vb. olaylardan korkma eklenir. Bu yaş çocuğu için somut olayların yanı sıra hayal edilen şeyler de korku kaynağı olmaya başlar. Bunun nedeni çocuğun gelişmekte olan hayal gücüdür. Bu nedenle zeki ve üstün yetenekli olan çocukların korkuları daha çok ve çeşitlidir. 4 yaş civarında çocuğun korkularında yavaş yavaş azalma görülür.
5-6 yaşlarındaki bir çocuk masalların etkisi ile imgeleme dayanan nesnelerden korkar. Bu yaş çocuğunun çevre ile etkileşimi ve deneyimi artmıştır. Böylece tehlikeli olayları, durumları ve toplumun değer yargılarını öğrenmiştir. Hangi davranışlarının başkaları tarafından kabul edilmeyeceğini ya da onaylanmayacağını tahmin edebilir. Bu nedenle çocuk zaman zaman davranışlarının başkaları tarafından beğenilmeyeceği korkusunu taşır. 6 yaşta korkularda tekrar artma görülür.
Çocuk korkusunu ağlayarak, annesine sarılarak, bir yetişkinle birlikte bulunmak isteyerek, eşyaların arkasına saklanarak ya da sözel olarak açıkça belirtebilir. Çoğu kez iştahsızlık, uykusuzluk, gruba katılmak istememe, inatçılık, içe kapanma vb. davranışların altında yatan temel neden korkudur. Korku anında yüz sararır, nabız ve kalp atışları hızlanır, mide kasılır, kusma olabilir. Bazı çocuklar ise konuşurken kekelemeye başlarlar.
Çocuk korkuyu anne-babasını örnek alarak öğrenebilir. Annesinin köpekten korktuğunu gören çocuk, annesi gibi köpekten korkmaya başlar. Ayrıca çocuğa anlatılan korkulu masallar, eğitimde korkunun etkin bir araç olarak kullanılması, çocuğun aşırı derecede korunması, çocuğun geçirmiş olduğu kaza, deprem, sel, kavga, yaralanma, ölüm vb. yaşantılar da çocukta korku başlatabilir ya da mevcut korkuların uzamasına neden olur.
ÖNERİLER
Çocukta korkunun uzamasını ve olumsuz etkilerini önlemek için korkunun nedenleri araştırılmalı ve bu nedenler ortadan kaldırılmalıdır.
Anne-babalar çocukların korkularını yok saymamalı, asla küçümsememeli ve alay etmemelidirler.
Korkuları olan çocuğa sabırlı davranmalı, korkularını yenmesi için zaman tanınmalıdır.
Aşırı koruyucu bir tutum ile çocuğu her şeyden korkar hale getirmemelidir.
Çocuğa "Aman düşersin!", "Sen tek başına karşıya geçemezsin" vb. sözlerle çevrenin tehlikelerle dolu bir yer olduğu duygusu aşılanmamalıdır.
Fiziksel temasın çocuğun korkusunu kontrol altına almasında yardımcı olacağı unutulmamalıdır.
Çocuğun arkadaş grubuna girmesine ve öz güven duygusunu geliştirmesine yardımcı olunmalıdır.
Çocuk korkuları konusunda, konuşmaya hazır olduğu zaman onunla açıkça konuşulmalıdır
Çocuk korktuğu şeye yavaş yavaş alıştırılmalıdır. Örneğin denizden korkan bir çocuğun önce uzaktan denizi ve deniz kenarında oynayan çocukları izlemesine imkân verilmelidir. Daha sonra çocuğun önce deniz kenarında oynaması, sonra ayaklarını ıslatması ve yavaş yavaş denize girmesi sağlanmalıdır.
Çocuklara korkulu masallar anlatılmamalı, korkulu filmler izletilmemelidir.
Korkuyu hafifletmek amacıyla "Erkek adam hiç korkar mı?", "Sen artık kocaman oldun" gibi sözlerden kaçınılmalıdır.
KORKU ASLA BİR DİSİPLİN ARACI OLARAK KULLANILMAMALIDIR!
Korku çocuğu uyarır ve tehlikelerden uzaklaşmasını sağlar. Böylece çocuk birçok tehlikeden kendisini korur. Ancak korkunun çok olması ve yoğun yaşanması çocuğu rahatsız eder. Anne-babanın alacağı eğitsel önlemlerle çocukluk korkularının azalması beklenir. Ancak anne-baba ve öğretmenin hatalı yaklaşım ve davranışları çocukluk korkularının ergenlik hatta yetişkinlik dönemine kadar uzamasına neden olabilir. Korku çocuğun yaşamını engelleyecek düzeyde ise davranış bozukluğu olarak değerlendirilir. Bu durum uzman tedavisi gerektirir.
Çocuk Korkularını Önemseyin!
Korku, küçük yaşlarda yenilmediği zaman çocukta, zeka geriliği, aşırı sinir, hiperaktiflik veya içine kapanıklık (otistik), uyumsuzluk ve hassasiyet gibi tehlikeli rahatsızlıklar başlayabiliyor.
Korkuyu besleyici davranışlardan kaçının
Uzmanlar, aileleri, korkularından dolayı çocuklarını ayıplamaktan kaçınılması ve korkunun üzerine ‘çivi çiviyi söker´ yaklaşımıyla gidilmemesi konusunda uyarıyor. Çocuklarda korkunun, bebeklik döneminden başlayıp 4 yaşında doruğa ulaştığını belirtilerek ‘erkek çocuk korkar mı, koskoca adam olacaksın´ gibi sözlerin korkuyu beslediğine dikkat çekildi.
Bebeklik dönemine dikkat
Uzmanlar, çocuğun bebeklik döneminde her şeyin ürküntü verici olduğunu dile getirerek, alışılmamış bir nesne, yabancı bir yüz, yanına getirilen bir bebek, acıkma, susama veya altının ıslanması gibi nedenlerin çocukta korku duygusunu geliştirdiğini kaydetti.
Korkularla alay etmeyin
Uzmanlar, şu önerilerde bulunuyor; ´Aileler ve eğitimciler, çocuğun korku tepkileri karşısında sert tepki göstermekten uzak durmaları gerekir. Genellikle korku duygusu ortaya çıktığında ailelerin ‘erkek çocuk korkar mı, koskoca adam olacaksın´ gibi sözleri, korkuyu azaltmaz, aksine besler. Korkularından dolayı çocuğu ayıplamaktan, utandırmaktan kaçınılmalı, korkularla alay edilmemelidir. Korkunun üzerine gitmekten mutlaka kaçınılmalıdır. Ev içinde korkutucu bir nitelik, araç veya gereç olup olmadığı iyice araştırılmalı, çocuk eğer oyundan ve arkadaştan yoksun ise bunlara olanak yaratılmalıdır. Aşırı kollayıcı tutkuları gevşetmek, çocuğun kendi işini kendisinin görmesine katkı sağlanmalı. ‘Çivi çiviyi söker´ mantığıyla harekete geçip korkuları bastırmaya, bir korkuyu başka bir korkuyla yenmeye çalışılmamalıdır. Karanlıktan korkan bir çocuğu, karanlık odaya sokmaya
kalkılmamalı, karanlık odaya birlikte girilmelidir. Köpekten korkan bir çocuğa, çoban köpeği okşatmak korkuyu artırır, ama işe yavru bir köpekle başlarsanız, çocuktaki korku duygusunu en başından yenmiş olursunuz

22 Ekim 2013 Salı

Tuvalet Eğitimindeyiz...

     Uzun zamandır yazamadım biliyorum ama her zaman bir bahanem var benim :)
     Yaz başından beri tuvalet eğitimindeyiz. Neden buna Tuvalet eğitimi demişler onuda anlamıyorum ya! Hadi neyse...
     Ocak 2014 te 3 yaşını dolduracak olan Harun Emir için yaz başında artık bezi bırakması gerektiğine  karar verdik. Sağolsun büyüklerde hiç boş durmuyor devamlı 'bu çocuk hala bezlimi sen şu zamanda söyledin, şu da şu zamanda söyledi ne kadar geciktiniz böyle'gibi cümlelerle olaya girdikleri için birazda rahatsız olduk.
    Sakın zorlamayın;
    Karar verildikten sonra artık sıra alıştırmadaydı. Lazımlıklar alındı, klozet de çok cici durumuna getirildi. Her şey toz pembe yüzümüzde haddinden fazla gülücükler... Hatta lazımlığa oturduğu anda çamaşır makinesiyle oynanmasına bile izin verildi ki yeter ki otursun. İlk önceleri birkaç gün oturdu hatta kakasını bile yaptı. Benim ağzım üç metre açık izliyorum. Lazımlık başında şarkılar, türküler... Duyduğum ve okuduğum kadarıyla çiş kısımını geçtim kaka olayı başka bir meseleymiş. Çocuklar korkarmış, yapmak istemezmiş, ağlarlarmış vs. Dedim Harun Emir de biz bu olayı çok rahat atlatacağız.
     Meğersem bu ön gösterimmiş.
     Sonra oturmak istemedi. Ne de olsa yaz başındayız yavaş yavaş alışır hem millet 'ben bir haftada öğrettim' diyor herhalde bizde bir haftada öğretiriz dedim. Bir süre peşini bıraktım. Sonra yeniden başladık.   Bir türlü oturtamadım. İnat edip durdu. Sonra bir süre oturmaya karar verdi yalnız süremizi biraz kısa tutup sanırım çocuğu bunalttık ki yine oturmak istemedi. Tabii bizde biraz sinirler gerilmeye başladı az az zorlamalara başladık. Bu süre en azından bizim için yaz sonuna kadar devam etti.
     Sonra Harun Emir ağlamaktan kendini bronşit etti. Sonra hastalıklar birbirini izledi.  Ardından alerjik reaksiyonlar başladı; tıkanmalar, grip olmuş gibi süre gelen semptomlar  ki hepsi alerjik reaksiyonlardan kaynaklanıyor. Bu arada kreşten aldık. Onuda atlattık derken üzerine bir de mandalinadan gelen kurdeşen eklenince biz iyice tuvalet eğitimini saldık.
     Sonra bir gün doktoruna götürdük. Artık bezi bırakması gerektiğini Harun Emir'e söyleyince bizde ışıklar tekrar yanmaya başladı. Harun Emir'e devamlı bu sözü hatırlatarak işi sıkmaya karar verdik. İlk zamanlar bezle alıştırmaya çalışıyordum sonraki bu denememde bezsiz, ya alıştırma çamaşırıyla yada kendi çamaşırıyla denedim ki kendi çamaşırıyla daha rahat etti. Hatta bunun ne kadar rahat olduğunu her sabah birbirimize gülerek hatırlatıyoruz. Üç haftadır bu işle sıkıca uğraşıyoruz ve Harun Emir iki gündür tuvaleti geldiğinde kendisi söylüyor. Kaka işi henüz düzene girmiş değil. Sherlock Holmes gibi peşindeyim :)
     Benim gibi olanlar yılmayın peşine düşün elbet öğrenecekler.
 
     Biz çok zorluk çektik ki biliyorum benim gibi nicesi var. Hala da çekiyoruz düzene girmiş değiliz daha gece uykularını bölmedim wc için...
     Bizim gibi olanlara kolay gelsin... kuru günlere ve gecelere...
tugbatugba
     

Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...