12 Kasım 2008 Çarşamba

ucundan bahsedeceğim birazcık


belli başlı düzenleri olmayan cümleler sıralıyorum:

hayali bir kuştan bahsedeceğim ilk bir varmış bir yokmuş ile söze gireceğim
ya da yoldan geçen bir adamdan bahsetmek daha mı hoş?
gökyüzünden belki...
yollarımızın çok şükür ki düzene girişinden,
ki altında seçim gibi bir çapanoğlunun gezdiğininde farkında olduğumdan
(bizede yaranılmıyor mu ne!)
bu sabah minübüste magandanın birine çok sinir olduğumdan,
nerden geldiğini bilmeyen bipppppp'ten.
ayrıca bir bayanla nasıl konuşmayı bilmeyen bir bipppp'ten de!
bipler aynı kişiye ondan da bahsetmeliyim.

doğum günümün hayal kırıklığıyla geçtiğinden;
bir hışımla gardolabı boşaltıp tüm gıcıklığımla giyinirkene sonra bütün günü yorgan altında zırlayarak geçirdiğimden de azıcık bahsedebilirim aslında.
ve hala hayal dünyasında gezdiğimden,
sanırım artık büyümem gerektiğinden de bahsetsem mi acaba?

sonra;
Sevdiklerimin o gece evde toplanıp zırladığım yatağımdan beni kaldırmaları da hoştu...
hoşş zırladığım veyahut zırlatıldığım, adına zırlatmalar döktüğüm yoktu ama neyseee bundan bahsetmeyeceğim...

kendi kendime hazırladığım parti pastamın yanına birde zeytinyağlı yaprak patlattığımdan bahsedeceğim... pastanın boll vişneli olduğundan,
kerevizi hiç sevmezken şimdi çooook da severek yediğimden,
hemide artıkın kendim pişirdiğimden,
bugünde canımın çoook isteyerek yaptığı yalancı tavuk gögsünden de bahsetmeden geçemeyeceğim...

ve herşeyi zaten bahsettiğimi de bahsettiğimden artık yazımı bitirmem gerektiğinden..... bitmez bu cümle kaçtım ben....
tuğba

8 Kasım 2008 Cumartesi

Damardan girelim...



Bugün bir kez daha gördüm ki damar takılmak, ağlamak, efendime söyliyeyim sürgün bir film izlemek istiyorsanız hiççç çok uzaklarda arama. direkt aç bir türk filmini şöyle yeşil çamdan olsun ama millet görsün oyunculuğu, kurguyu, göz yaşını hüngür hüngür hemide öyle ilaçlısından değil tıpa tıp gerçeğinden...

bugün ismi lazım değil kanalın birinde hıçkırık adlı bir türk filmi izledim. haydi dedik izliyelim söylemesi ayıp çok seerim yeşil çam filmlerini. türkan şoray, ediz hun, kartal tibet birde hülya koçyiğit filmlerini. neyse izlememişiz uzun zamandır mevzuyu tam kesitemiyoruz. Annemle yorum yapıyoruz bu böylemiydi yok şöyle olmuştu galibasına... anacığım film bir damar yaptı. yeşilçamın idaalı damarlarındandır herhalde. vera acı... hülya koçyiğit maşallah sülün gibi bir genç kız o zamanlar. (aramızda hala öyle) ediz hun desen gencecik yakışıklı tu maşşallah... filme mi konsantre olayım iki insanın güzelliklerine mi bilemedim. velhasılı kelam eğer damardan takılmak istiyorsnız açın bir hıçkırık filmi izleyin görün damarı... filmin sonunda... hülya koçyiğit veremden ölüyor.. ediz hunla birleşemiyorlar. en azından onun kollarında bir gün batımında ölüyor ( manzara şahaneydi). ayyy ölümleri bile romantikmiş bu yeşilçamın...
replikler bile aklımda;
-Kenan sen mi geldin Kenann.. öhöhöhöhö yastığı kan olur...
_Evet benim Nalan..
Galiba bu repliklere ben lisede de takılmıştım....
diplinot: yazdıklarımda dalga yoktur.

Aslında yazma işini yarın yapacaktım bugün bir kaç pasta kreması tariflerine bakıp çıkacaktım ama dayanamadım... yarın hayatımın çeyreğine adım atıyorum da. bir pasta evde bulunsun neme lazım belki kendime süpriz doğum günü tertiplerim :P hayat ne kadar çabuk geçiyor... 100 ün çeyreği.... buradan yarın ki doğum günümü efendim kendi kendime kutlarım :)
tuğba

7 Kasım 2008 Cuma

ehömm



efedim gene birkaç günlük kaçamak yapıvermişim ama neyse çaktırmadan deyatlara giriyorum :)
yukarıdaki amigurimiler sevgili betül abladan (http://orguoyuncaklar.blogspot.com/)bana gelen hediyeciklerdir. harika şeyler el emeği göz nuru. betül ablaya teşekkür ederim. beyaz tafşanın adını elif berra ile koyduk. Adı kartopu. aslında berra kendi dünyasına göre bir isim seçmişti ama bu isme onu ikna edebildik :) kabul etmedi yok dedi başka isimde ısrar etti. sonra aaaa ben buldummm Kartopu olsun dedi ne güldüm :)) akıllı yiğenim benim.

bu hafta nihayet eğitici annelik kursum başlıyor. yogun olduğumda çok mutlu oluyorum. delimiyim neyim:P



Dün ani bir misafir baskını ile karşı karşıyaydık. sabahtan haber verilen misasfirlere öfleyip püfleyip yaa anne mönü daha belli değil niye erken haber vermiyorlar diye söylenirken annem kısmen mönüyü hazır etmişti bilem. temizliği ben haledelim sen marş marş mutfak dedi dünyaları bana verdi:)))) turşular, mantarlar, karadenize has dible yapılmak için bekleyen lahanalar mutfakta bekletiliyordu. bana hemen mutfağa girip son randımanda çalışıp iyi bir mönü hazırlamak kalıyordu. bana tefavuk olmuş herhalde akşamdan ayva tatlısı kaynatmıştım tam üstüne denk geldi. markete çıkıldı eksik birşeyler tamamlandı. ayva tatlısı için kaymak alındı tabiiki tazesinden miss kimi kokanından. heheh buzlukta sarılmış börekler vardı malum olmuş malummmm onuda pazar gününden sarmıştım bulunsun diye. biraz daha yufka alınıp başka bir börek yapıldı. yawf fotograf makinam nişanlımda kaldı resimleri de çekemedim telefon kamerası ile idare ediyorum. birde misafirler beklenenden çok gelince tam pişti olduk. hehhehe ama ben ve mutfağım hazır ve de nazırdımmm.....
Mönümüz;
yukarıdaki resimde görüldüğü üzere Ayva tatlısı
Fasülye turşusu kavurması (karadeniz usulu)
Mantar kavurması (tavuk mantarı giresunun dağlarından toplama)
Dible( bol yarmalı)
Patatesli gül böreği
Fırında peynirli sigara böreği
Zeytinli açma
Elmalı kurabiye

Yüzümüzün akı ile çıktık çok şükür.

ayva demişken geçen yıl fellik fellik aradığım ayva bu yıl heryerde ve ucuz. muthiş tatları var. hemencik pişiveriyorlar. Bu demek oluyorkiiii bu kış bol bol ayva tatlısı yicezz oleyyyyyy

tugba

4 Kasım 2008 Salı

Pazar Ertesinden Salı'ya geçerken!




Efendim aslında pek de fazla birşey söyletmiyor resmimiz. hayat işte çay misali biraz sıcak, biraz ılık, biraz soğuk eriyip gidiyoruz bu derya içinde. Önemli olan yaşadıklarımızdan ders almak ve hayatımızın şekeri erimeden günlük güneşlik, huzurlu sakin bir yaşamı sevdiklerimizle paylaşmak. der noktayı da bugece itibari ile koyarım NOKTA yahuuu..

NOt: ayy çok yazasım var aslında şöyle edebiyat parçalayıvereym diyorum ama bu sözün hakkını yerim diye susturuyorum kendimi ZORLAA... içimde bir pırpırlılık var (ne biçim bir terim buuu) hayırdır inşaallah...

tuğba

30 Ekim 2008 Perşembe

takıldığım bir kaç film...


(Dün akşam izlediğim)

bazı filmere takılıyorum birz zamn geçtimi illaki izlemnek geliyor içimden. yalnız kalmaklı ışığı kapatmalı ve filmin atmosferine kendimi kaptırmalıyım. dün akşamda öyle yaptım benim klasiklerden birini koydum dvd ye odanın ışıklarını kapadım ev ahalisi başka odada mesken kurmuşlardı zati işime geldi. açtım en sevdiğim filmlerden birini. ben izledim film devam etti film devam etti ben izledim.. kalsiklerimin yanına konuverdi bir daha ki severe izlenmek üzere hoşçakalın diyerek. o filmerden birkaç tanesi;



çok gülüyorum kaynanaya...



kadınların mantalitesine hayranım...




acayip romantik...


tarif edemediğim bir duygu aslında gerilim filmlerinden ve bu tür filmlerden acayip tırsarım ama bu filmi çok seviyorum...


iki ünlümüzde acayip oynamışlar...

ve bunun gibi zevk aldığım bir kaç film daha mesela haryy potter serisine de bayılırım. çocuk ruhluyum birazcık... itiraf ediyorum sanırım biraz da keanu reeves ve sandra bullock hayranıyım :P ama iyi işlere imza atıyorlar ne yapayım yahuuu! :))

tugba

29 Ekim 2008 Çarşamba

...



bugün temzilikle günümü tamamladım. geçen yağmurda odamı ufak bir sel basınca tüm halı ve çeyizciklerimin bir kısmı ıslanmıştı. odanın yarısı diğer yarısına taşımıştık. bugün bu karışıklığa bir son vermek için kolları sıvadım herşin tozu alındı silindi süprüldü. yerlerine yerleştirildi. bir çarşaflarım kaldı. onlarıda değiştirdimi işimiz tamam. ama çok yoruldum biraz ara vermeli dedim girdim nete.

bugün arapça kursumuz yoktu. aslında haftada sadece iki gün keşke hafta içi hergün olsa. zaten 9 dan 12ye kadar gün bitmiyor. erken kalkıyorsunuz taze taze bilgiler beyne giriyor. ve acayip zevkli geçiyor. ilk kuru tekrar ettiğim için şu an zorluk çekmiyorum. tekrar ediyorum konuları. artık ikinci dönem bakacağız el mi yaman bey mi. ama bu hoca ile ben bu işi kıvırırım gibi geliyor.

dün akşam mutfağa girdim teorik olarak bildiğim ana yemek işini artık pratiğe vurmaya çalışan ben iyi iş çıkardım. zeytinyağlı güzel bir kereviz yemeği yaptım. annem bayıldı. birde bulgur pilavı. onun tuzunu kaçırsamda pilava patates ekleyerek bu sorununda altından geldik anneler sağ olsun demi. dün akşam çaya misafir vardı. geç haber verdikleri için hemen kakaolu puding yapıp bisküvilerle buluşturdum. yazdan buzluğa attığım çilekleride aralarına koydum müthiş birşey oldu. hemen tüketildiği için maalesef resmetmeye vaktim olmadı:)

bu sıralar biraz agresifim pozitif düşünen ben gayet negatifim. başımda hergün çok ağrıyor havalardandır diyerek üstünde pek durmuyorum.

günü nasıl bitirsem;
bu akşam avrupa yakası var. oradaki halaya bayılıyorum. osmannnnnnnnnnnnnn diye bağırıyor ya. akşama onu izleyebilirm ama gün biterken ne yapmalıyım.
belki dvdye bir film koymalıyım ve beni sakinleştirmesini beklemeliyim.
sinemaya mı gitsem... gösterimde güzel film var mı?
yada sahile mi atsam kendimi günün bitimini izlemek için ama geciktim sanırım bunun için. en iyiysi meyvemi kucağıma alıp ayaklarımıda koltuğa uzatıp dvdye bir film koymak ve hoş çakal bir güne daha diyip bu günü bitirmek.

aslında şu aralar pek birşey yok! hayattaki arayışıma devam...

tugba

28 Ekim 2008 Salı

geldik beyawww



işte geldik. üzücü bir ayrılıktı. resmen evlerimize kilit kondu. düşünsenize dışarı çıkamıyorsunuz içeri giremiyorsunuz. feci birşeydi. komşulara kahveye gidemedim yahuuu....

bu bir kaç gün ayrılıkta yazamadım yazamadım anladım ki taşacagım gittim http://tugbatugba.blogcu.com/ adresime yazdım. Baktım Türkiyedeki herkez birşeyler yapmaya çabalıyor. Bir sürü laf birikti, yaşantı birikti, olay birikti bir yerlere yazmassak çatlayacağız. facebook larda formlar açıldı millet davalardan bahsetti. sesimizi duyurabildiysek ne ala ki duyurabilmişiz kiiii açılmış evlerimizin kilitleri. ohhh şöyle keyifle bir kahve içmeli şimdi. kurulayım şözlonguma başlayayım evimin tozlarını almaya....
çok seviyorum ben burayı yahuuu

aa birde ne varrrr;

Elif Berra ile başlayan Yumurcak tv evimizin favori kanllarından biri olmuştu. bunun bir gün hayatımda beni rahatlatmak ve mutlu etmekten başka yararının olabileceğini hiç düşünmemiştim. ama oldu :)
sevgili betül (http://orguoyuncaklar.blogspot.com/ ) arkadaşımızın düzenlediği bir yarışmayı kazanmışım. hayatımda ilk defa bir yarışma kazanıyorum. bu beni çok mutlu etti. Hediyelerim gelsin sayfa sayfa yayınlayacağım. Burdan kendisine teşekkür ederim.

herkese sevgiler
tuğba

23 Ekim 2008 Perşembe

Bir kaç Dedikodu



Ev hayatına alışmaya çalışan ben boş vakitlerimi değerlendirmek için, kişisel gelişimime katkı sağlayacak alanlara yönelmeye karar verdim.

geçen dönem Arapça kursunun birinci kurunu bitirdikten sonra ayağımı çatlatıp alçıya alınınca ikinci kurun bir kaç dersinden sonra derslere gelememiştim. maalesef bu yıl arkadaşlarım 3. kurdan devam ediyorlar. ikinci kur da bu yıl ikinci dönemde açılacağı için, ikinci kuru bekleyeceğime birinci kuru tekrar almanın daha sağlıklı olacağına karar verdim. çift dikiş olacak ama biz ona pekiştirme diyelim :P




ikinci eğitimim de hayatımda herzaman işime yarayacak olan Eğitici annelik dersi.
Yardımcı annelik de diyebiliriz. 364 saat ders görecekmişiz. yuvalarda ve kreşlerde de staj yapacakmışız.

Eğitici Annelik Derslerinin İçeriği ve Konu Başlıkları da aşağıda;

1.Ünite:
Eğitici Anneliğin Tanımı
Çalışma Koşulları Nelerdir?
2.Ünite:
0-12 Aylık Çocukların Gelişimsel Özellikleri Nelerdir?
3. Ünite:
1-6 Yaş Çocuğunun Yıllara Göre Gelişimi Nasıldır?
4.Ünite:
0-6 Yaş Çocuğunun Beslenmesi
5.Ünite:
Çocuklarda Tuvalet Terbiyesi Ve Cinsel Eğitim
6.Ünite:
0-6 Yaş Cocuğunun Gelişiminde Oyunun Rolü, Önemi Ve Evde Oyuncak Yapımı
7. Ünite:
Evde Ve Çevrede Güvenlik Önlemleri
8.Ünite:
Çocuk Sağlığı Hastalıklar Ve Bakımı
9.Ünite:
Eğitici Anne Çocuk İlişkileri
10.Ünite:
Eğitici Anneye Pratik Bilgiler


Tabiiki İş aramalarım son hız devam ediyor.

öhömm köhöömmm heyo yaşasın sonunda öğrenci AFfı çıktı biraz ızdıraplı bi çıkış olsada Allah Kerim diyip aftan yararlanacağım. daha detayları öğrenmedim onlarıda hemen halletmem gerek...

ehliyetim hala elime geçmedi yahu bir an evvel alsamda havuza milleti ben götürsem. bu arada yüzmeye başladım. ohh kış geldi herkes evlere çekilmiş rahat rahat kulvarlarda yüzebiliyoruz. yazın çok kalabalıktı kulvarda yüzecek yer bulamıyorduk.

bu hafta sonu çok sevdiğim canım adaşım güzel arkadaşımı tugba'yı evlendiriyoruz. kendisi liseden arkadaşım olur. onunla tanışmamız yılsonu tiyatro grubunda olmuştu. daha doğrusu samimiyetimiz. çok güzel şeyler yaşadık. canım arkadaşım İnşaallah mutlu olursun. tevafuk aynı gün başka bir arkadaşın daha evlendiğini duydum. ne oluyor yahuu :)))) komik bir ilişki var ama burada anlatamayacağım :)))) kader işte :)) ben hala nişanlı nişanlı geziyorum herkesi evlendirdikten sonra evlenirim artık bu arada ben nişanlanalı kaç yıl oldu yahuuuu heheheheheheh :))))))) şaka bir yana İki Çiftinde Evliliklerini Rabbim hayırlı kılsın. heh bir düğün haberi daha aldım onuda burdan tebrik ediyorum :)))




bu hafta sonu Ankara yolculuğu olabilir olmayada bilir bilmiyorum henüz çok kararsızım. Ankara İstanbul'a hiç benzemiyor. daha bir düzenli. herşey yerli yerinde. göllü bir parkı var neydi adını hatırlayamadım orası çok güzel ve bende çok güzel hatıraları var. gölü yapay da olsa (ki yalnışım varsa düzeltin) çok güzeldi. çimler, ağaçlar harikaydı dinlenmek için muazzam bir yer. sırf orası değil başka parklarını da gezmiştim (adını unuttum) çok güzeldi. bir de mevsiminde gitmiştim yemyeşil harika. Memur şehri derler Ankara için. metrosuda güzel bizim çok eskiden kullandığımız kartları kullnıyorlardı hala öylemi bilmiyorum. o kartları görünce çocukluğum gelmişti aklıma.tertipli güzel bir yer. İstanbul öyle değil biraz oradan çıkma biraz buradan bükülme var. ama ne olursa olsun İstanbul derim başka birşey dememmm. ay çok konuştum ama başkent yani konuşmazsam ayıp olurdu. ;)

tuğba

20 Ekim 2008 Pazartesi

favoriler






Bu Hafta sonu kendimi ablamın evindeki bir odaya kapatıp kendi kendime internetten dizi izleme partisi yaptım. İyi de oldu heroes'in 2 sezonunu birden bitirip yayınlanan tüm bölümlerini izlemiş bulundum. içimden bir ohh dedim gitti. bir şeye eğer takılıyorsam onu bitirmeden ömrü billah başından kalkmak istemiyorum. işte izlediğim ve tutukunu olduğum başka diziler





Lostun sezon bölümleri çok daha fazla. sezonlarını bitirmek için gece gündüz internet başında en kısa sürede nasıl bitirilir yarışması yaptım kendi kendime...
şu an 5. sezonun başlamasını ip ile çekiyorum....




Büyük bir zevkle izlediğim başka bir dizi daha The O.C bu diziyi internetten değil e2 kanalından izliyorum.



Çok gülüyorum bu kadınlara :))




ve son kurbanım....

12 Ekim 2008 Pazar

yazdım sildim geldim gittim geldim mi acaba derken yazıverdim...

Kayboldum...
kaybolmuşluğun kayboluşuyla sessiz sedasız kimselere görünmeden buralarda dolaştım.
sayfayı bir açtım bir kapadım bir açtım bir kapadım ve bu binlerce kez tekrarlandı...
yazamadım...
nasibimde yazmamak varmış meğersem dedim ve sustum
bir ramazan ve bayram geçirdim
üstüne de bir kaç hafta içtim...
tekrar açtım tekrar kapadım tekrar .. derken yine devam etti...
şimdi buradayım
yazıyorum...
bazı bazı yine hayat hesabı yaparken hissettim kendimi kapattım yine tüm dosyayı fırlattım bir yerelere...
ah benim planlı yaşama isteğim bir gün beni öldürecek... diyip son noktayı da koyuverdim....
bu yazı sonunda silinecek mi bilemiyorum ama yazıyorum düşünmeden...

bir özet geçmek gerekirse;

_ eve hala alışamadım insan çalışmayınca benim bildiğim uyurdu onu da günlerdir yapıyorum canım sıkıldı kitap da okuyorum ondan da sıkıldım başka uğraşlar bulmam gerekiyor ama ne??? bir kaç tavsiyeye ihtiyacım var sanırım....

_ iş başvuruları son hız devam ediyor. ince eleyip sık dokuyorum cvmi heryere yollamaktansa orayı ıncık cıncık edip öyle yolluyorum. bu konuda ne yapmam gerekiyor bir tavsiye daha...

_ buralardan ayrı kaldığım sürede bir çok davete gittim. bolca misafir ağırladım. tabii bu bayram için de geçerli...

böyle devam etti işte...

bugün iki güzel insanla tanıştım. onlarla yemek yiyip sohbetler ettik. uzun bir yürüyüş yaptık. yağmurun yağmması da bir hikmetti doğrusu.

acaba beni harekete geçirecek bir formulünüz var mı lale ablaya mı danışsam onun yaşam enerjisine hayranım...

şimdilik benden kısa kısa bu kadar...
tuğba
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...