30 Ekim 2008 Perşembe

takıldığım bir kaç film...


(Dün akşam izlediğim)

bazı filmere takılıyorum birz zamn geçtimi illaki izlemnek geliyor içimden. yalnız kalmaklı ışığı kapatmalı ve filmin atmosferine kendimi kaptırmalıyım. dün akşamda öyle yaptım benim klasiklerden birini koydum dvd ye odanın ışıklarını kapadım ev ahalisi başka odada mesken kurmuşlardı zati işime geldi. açtım en sevdiğim filmlerden birini. ben izledim film devam etti film devam etti ben izledim.. kalsiklerimin yanına konuverdi bir daha ki severe izlenmek üzere hoşçakalın diyerek. o filmerden birkaç tanesi;



çok gülüyorum kaynanaya...



kadınların mantalitesine hayranım...




acayip romantik...


tarif edemediğim bir duygu aslında gerilim filmlerinden ve bu tür filmlerden acayip tırsarım ama bu filmi çok seviyorum...


iki ünlümüzde acayip oynamışlar...

ve bunun gibi zevk aldığım bir kaç film daha mesela haryy potter serisine de bayılırım. çocuk ruhluyum birazcık... itiraf ediyorum sanırım biraz da keanu reeves ve sandra bullock hayranıyım :P ama iyi işlere imza atıyorlar ne yapayım yahuuu! :))

tugba

29 Ekim 2008 Çarşamba

...



bugün temzilikle günümü tamamladım. geçen yağmurda odamı ufak bir sel basınca tüm halı ve çeyizciklerimin bir kısmı ıslanmıştı. odanın yarısı diğer yarısına taşımıştık. bugün bu karışıklığa bir son vermek için kolları sıvadım herşin tozu alındı silindi süprüldü. yerlerine yerleştirildi. bir çarşaflarım kaldı. onlarıda değiştirdimi işimiz tamam. ama çok yoruldum biraz ara vermeli dedim girdim nete.

bugün arapça kursumuz yoktu. aslında haftada sadece iki gün keşke hafta içi hergün olsa. zaten 9 dan 12ye kadar gün bitmiyor. erken kalkıyorsunuz taze taze bilgiler beyne giriyor. ve acayip zevkli geçiyor. ilk kuru tekrar ettiğim için şu an zorluk çekmiyorum. tekrar ediyorum konuları. artık ikinci dönem bakacağız el mi yaman bey mi. ama bu hoca ile ben bu işi kıvırırım gibi geliyor.

dün akşam mutfağa girdim teorik olarak bildiğim ana yemek işini artık pratiğe vurmaya çalışan ben iyi iş çıkardım. zeytinyağlı güzel bir kereviz yemeği yaptım. annem bayıldı. birde bulgur pilavı. onun tuzunu kaçırsamda pilava patates ekleyerek bu sorununda altından geldik anneler sağ olsun demi. dün akşam çaya misafir vardı. geç haber verdikleri için hemen kakaolu puding yapıp bisküvilerle buluşturdum. yazdan buzluğa attığım çilekleride aralarına koydum müthiş birşey oldu. hemen tüketildiği için maalesef resmetmeye vaktim olmadı:)

bu sıralar biraz agresifim pozitif düşünen ben gayet negatifim. başımda hergün çok ağrıyor havalardandır diyerek üstünde pek durmuyorum.

günü nasıl bitirsem;
bu akşam avrupa yakası var. oradaki halaya bayılıyorum. osmannnnnnnnnnnnnn diye bağırıyor ya. akşama onu izleyebilirm ama gün biterken ne yapmalıyım.
belki dvdye bir film koymalıyım ve beni sakinleştirmesini beklemeliyim.
sinemaya mı gitsem... gösterimde güzel film var mı?
yada sahile mi atsam kendimi günün bitimini izlemek için ama geciktim sanırım bunun için. en iyiysi meyvemi kucağıma alıp ayaklarımıda koltuğa uzatıp dvdye bir film koymak ve hoş çakal bir güne daha diyip bu günü bitirmek.

aslında şu aralar pek birşey yok! hayattaki arayışıma devam...

tugba

28 Ekim 2008 Salı

geldik beyawww



işte geldik. üzücü bir ayrılıktı. resmen evlerimize kilit kondu. düşünsenize dışarı çıkamıyorsunuz içeri giremiyorsunuz. feci birşeydi. komşulara kahveye gidemedim yahuuu....

bu bir kaç gün ayrılıkta yazamadım yazamadım anladım ki taşacagım gittim http://tugbatugba.blogcu.com/ adresime yazdım. Baktım Türkiyedeki herkez birşeyler yapmaya çabalıyor. Bir sürü laf birikti, yaşantı birikti, olay birikti bir yerlere yazmassak çatlayacağız. facebook larda formlar açıldı millet davalardan bahsetti. sesimizi duyurabildiysek ne ala ki duyurabilmişiz kiiii açılmış evlerimizin kilitleri. ohhh şöyle keyifle bir kahve içmeli şimdi. kurulayım şözlonguma başlayayım evimin tozlarını almaya....
çok seviyorum ben burayı yahuuu

aa birde ne varrrr;

Elif Berra ile başlayan Yumurcak tv evimizin favori kanllarından biri olmuştu. bunun bir gün hayatımda beni rahatlatmak ve mutlu etmekten başka yararının olabileceğini hiç düşünmemiştim. ama oldu :)
sevgili betül (http://orguoyuncaklar.blogspot.com/ ) arkadaşımızın düzenlediği bir yarışmayı kazanmışım. hayatımda ilk defa bir yarışma kazanıyorum. bu beni çok mutlu etti. Hediyelerim gelsin sayfa sayfa yayınlayacağım. Burdan kendisine teşekkür ederim.

herkese sevgiler
tuğba

23 Ekim 2008 Perşembe

Bir kaç Dedikodu



Ev hayatına alışmaya çalışan ben boş vakitlerimi değerlendirmek için, kişisel gelişimime katkı sağlayacak alanlara yönelmeye karar verdim.

geçen dönem Arapça kursunun birinci kurunu bitirdikten sonra ayağımı çatlatıp alçıya alınınca ikinci kurun bir kaç dersinden sonra derslere gelememiştim. maalesef bu yıl arkadaşlarım 3. kurdan devam ediyorlar. ikinci kur da bu yıl ikinci dönemde açılacağı için, ikinci kuru bekleyeceğime birinci kuru tekrar almanın daha sağlıklı olacağına karar verdim. çift dikiş olacak ama biz ona pekiştirme diyelim :P




ikinci eğitimim de hayatımda herzaman işime yarayacak olan Eğitici annelik dersi.
Yardımcı annelik de diyebiliriz. 364 saat ders görecekmişiz. yuvalarda ve kreşlerde de staj yapacakmışız.

Eğitici Annelik Derslerinin İçeriği ve Konu Başlıkları da aşağıda;

1.Ünite:
Eğitici Anneliğin Tanımı
Çalışma Koşulları Nelerdir?
2.Ünite:
0-12 Aylık Çocukların Gelişimsel Özellikleri Nelerdir?
3. Ünite:
1-6 Yaş Çocuğunun Yıllara Göre Gelişimi Nasıldır?
4.Ünite:
0-6 Yaş Çocuğunun Beslenmesi
5.Ünite:
Çocuklarda Tuvalet Terbiyesi Ve Cinsel Eğitim
6.Ünite:
0-6 Yaş Cocuğunun Gelişiminde Oyunun Rolü, Önemi Ve Evde Oyuncak Yapımı
7. Ünite:
Evde Ve Çevrede Güvenlik Önlemleri
8.Ünite:
Çocuk Sağlığı Hastalıklar Ve Bakımı
9.Ünite:
Eğitici Anne Çocuk İlişkileri
10.Ünite:
Eğitici Anneye Pratik Bilgiler


Tabiiki İş aramalarım son hız devam ediyor.

öhömm köhöömmm heyo yaşasın sonunda öğrenci AFfı çıktı biraz ızdıraplı bi çıkış olsada Allah Kerim diyip aftan yararlanacağım. daha detayları öğrenmedim onlarıda hemen halletmem gerek...

ehliyetim hala elime geçmedi yahu bir an evvel alsamda havuza milleti ben götürsem. bu arada yüzmeye başladım. ohh kış geldi herkes evlere çekilmiş rahat rahat kulvarlarda yüzebiliyoruz. yazın çok kalabalıktı kulvarda yüzecek yer bulamıyorduk.

bu hafta sonu çok sevdiğim canım adaşım güzel arkadaşımı tugba'yı evlendiriyoruz. kendisi liseden arkadaşım olur. onunla tanışmamız yılsonu tiyatro grubunda olmuştu. daha doğrusu samimiyetimiz. çok güzel şeyler yaşadık. canım arkadaşım İnşaallah mutlu olursun. tevafuk aynı gün başka bir arkadaşın daha evlendiğini duydum. ne oluyor yahuu :)))) komik bir ilişki var ama burada anlatamayacağım :)))) kader işte :)) ben hala nişanlı nişanlı geziyorum herkesi evlendirdikten sonra evlenirim artık bu arada ben nişanlanalı kaç yıl oldu yahuuuu heheheheheheh :))))))) şaka bir yana İki Çiftinde Evliliklerini Rabbim hayırlı kılsın. heh bir düğün haberi daha aldım onuda burdan tebrik ediyorum :)))




bu hafta sonu Ankara yolculuğu olabilir olmayada bilir bilmiyorum henüz çok kararsızım. Ankara İstanbul'a hiç benzemiyor. daha bir düzenli. herşey yerli yerinde. göllü bir parkı var neydi adını hatırlayamadım orası çok güzel ve bende çok güzel hatıraları var. gölü yapay da olsa (ki yalnışım varsa düzeltin) çok güzeldi. çimler, ağaçlar harikaydı dinlenmek için muazzam bir yer. sırf orası değil başka parklarını da gezmiştim (adını unuttum) çok güzeldi. bir de mevsiminde gitmiştim yemyeşil harika. Memur şehri derler Ankara için. metrosuda güzel bizim çok eskiden kullandığımız kartları kullnıyorlardı hala öylemi bilmiyorum. o kartları görünce çocukluğum gelmişti aklıma.tertipli güzel bir yer. İstanbul öyle değil biraz oradan çıkma biraz buradan bükülme var. ama ne olursa olsun İstanbul derim başka birşey dememmm. ay çok konuştum ama başkent yani konuşmazsam ayıp olurdu. ;)

tuğba

20 Ekim 2008 Pazartesi

favoriler






Bu Hafta sonu kendimi ablamın evindeki bir odaya kapatıp kendi kendime internetten dizi izleme partisi yaptım. İyi de oldu heroes'in 2 sezonunu birden bitirip yayınlanan tüm bölümlerini izlemiş bulundum. içimden bir ohh dedim gitti. bir şeye eğer takılıyorsam onu bitirmeden ömrü billah başından kalkmak istemiyorum. işte izlediğim ve tutukunu olduğum başka diziler





Lostun sezon bölümleri çok daha fazla. sezonlarını bitirmek için gece gündüz internet başında en kısa sürede nasıl bitirilir yarışması yaptım kendi kendime...
şu an 5. sezonun başlamasını ip ile çekiyorum....




Büyük bir zevkle izlediğim başka bir dizi daha The O.C bu diziyi internetten değil e2 kanalından izliyorum.



Çok gülüyorum bu kadınlara :))




ve son kurbanım....

12 Ekim 2008 Pazar

yazdım sildim geldim gittim geldim mi acaba derken yazıverdim...

Kayboldum...
kaybolmuşluğun kayboluşuyla sessiz sedasız kimselere görünmeden buralarda dolaştım.
sayfayı bir açtım bir kapadım bir açtım bir kapadım ve bu binlerce kez tekrarlandı...
yazamadım...
nasibimde yazmamak varmış meğersem dedim ve sustum
bir ramazan ve bayram geçirdim
üstüne de bir kaç hafta içtim...
tekrar açtım tekrar kapadım tekrar .. derken yine devam etti...
şimdi buradayım
yazıyorum...
bazı bazı yine hayat hesabı yaparken hissettim kendimi kapattım yine tüm dosyayı fırlattım bir yerelere...
ah benim planlı yaşama isteğim bir gün beni öldürecek... diyip son noktayı da koyuverdim....
bu yazı sonunda silinecek mi bilemiyorum ama yazıyorum düşünmeden...

bir özet geçmek gerekirse;

_ eve hala alışamadım insan çalışmayınca benim bildiğim uyurdu onu da günlerdir yapıyorum canım sıkıldı kitap da okuyorum ondan da sıkıldım başka uğraşlar bulmam gerekiyor ama ne??? bir kaç tavsiyeye ihtiyacım var sanırım....

_ iş başvuruları son hız devam ediyor. ince eleyip sık dokuyorum cvmi heryere yollamaktansa orayı ıncık cıncık edip öyle yolluyorum. bu konuda ne yapmam gerekiyor bir tavsiye daha...

_ buralardan ayrı kaldığım sürede bir çok davete gittim. bolca misafir ağırladım. tabii bu bayram için de geçerli...

böyle devam etti işte...

bugün iki güzel insanla tanıştım. onlarla yemek yiyip sohbetler ettik. uzun bir yürüyüş yaptık. yağmurun yağmması da bir hikmetti doğrusu.

acaba beni harekete geçirecek bir formulünüz var mı lale ablaya mı danışsam onun yaşam enerjisine hayranım...

şimdilik benden kısa kısa bu kadar...
tuğba

9 Eylül 2008 Salı

HAFTA SONU VE SÜLEYMANİYE...





Haftasonu dışarı çıkmak kadar nereye gitmekte şu aralar bayağı bir zor oldu. malumunuz Ramazan ve gidilecek her mekan hınca hınç kalabalık.
bizde nişanlımla aksarayda buluşup sırtımızı tranvaya verdik mi gidilecek yer buluruz diye çıktık yola en sonunda kalabalıktan kaçmanın bir yolunu bulduk saldık kendimizi İstanbul üniversitesinden aşağı Haydi ileri istikamet Süleymaniye. sabah açıköğretim sınavının olduğu sokaklardaki çöp kağıt birikintilerinden belli oluyordu. yazık dedim ağaçlarıma çöp oldup gittiler.

beyazıt ve civarından uzak sessiz sakin sokaklarda yavaş yavaş yürüdük. sessizliği dinginliği dinledik yaf nekalabalıkmış ortalık... hanggi fakültelerde sınavlara gidiğimi konuştuk hemen hemen hepsinde aösınavına girmişim yahu kah da binaların tarihinden bahsede durduk.


Süleymaniyeye vardığımızda ilk işimiz yemek olayını halletmek oldu. e süleymaniyeye neden gitik tabiiki meşhur kuru fasülyesini yemek için. ünlü Ali Babada zar zor yer bulurken camiiye de gelmişken bir kolacan edelim dedik. bayağı bir tadilata alınmış. minare iç kısmı namaz için bile az bir bölüm bırakılmış.
bahçesi çok güzel ferah ama oldukça bakımsız belkide tadilatta diyemi yoksa hep mi öyle bilemiyorum. uzun zamandır gelmemiştim.



Kuru fasülyedemişken buranın kuru fasülyesi çok meşhurmuş. bir sürü küçük küçük dükkanlar var önleri alabilidğince masa ve hepsi tıklım tıklım dolu hepsinde de kuru fasülye ana yemek. ve inanmayacaksınız millet rezervasyonla geliyor. biz şükrettik yer bulduğumuza. aslında nişanlım bir kaç yıldır hadi gidelim der ama ben tabuldot yemeklerden dolayı kuru fasülyedenpek haz etmediğim için gitmezdim. ama çok şükür ev yemeklerine alışınca razı oluverdim. iyiki de olmuşum tam bana göreydi. özlü zeytinyağlı iri taneli :)


güze bir akşamdı kuru fasülyelerin yanında mumumuz eksikti ama olsun. servis ve müşteri memnuniyeti bir harikaydı. nasıl arı gibi çalıştılar şaşakaldım. cacıklarıda güzeldi. birde çömlekte yogurtları vardı ama ondan tadamadım gözüm kaldı bir dahaki gidişimde tadacağım nasip olursa.
İstanbulun bir köşesinden daha göz kırptım gökyüzüne ...
tugba

7 Eylül 2008 Pazar

sobe sobe


Sevgili Elif beni sobelemiş.. Elifcimm işte cevapların;


1- Blog yazmaya ilk defa ne zaman başladın?

Blog yazmaya ilk defa 27.08.2005 yılında başladım. Aslında benim için ilk önce bir oyalanmaydı. Sonra ise bir parçam oldu. Birçok insan tanıdım bir çok ruha misafirlik ettim bu yüzden de bağlandım gitti…


2-Blog yazılarının belli bir çizgide olmasına dikkat ediyor musun yoksa içinden geldiği gibi mi yazıyorsun?

Yazılarım o günkü ruh halime göre yazıyorum. Bazen romantik biri oluveriyorum bazen tamamiyle isyankar biri bazen de deli kız gibi dolaşan bir seyyah. Yani ne olacağım belli oluyor tamamiyle ruh hali… ne geliyorsa içimden azıcık sansür ekleyerek yazıyorum…


3- Blog yazmak için gün içinde bazı şeylerden feragat ediyor musun?

Aslında yazılarımı şu an geceleri yazıyorum bir şeylerden feragat etmem gerekmiyor. Ama bazen dolup taşmadan içimdekileri boşaltmak için hemencik geçiveriyorum bilgisayarın başına.


4- Blog yazmak senin için eğlenceli bir uğraşken şimdi artan bekleyiş yüzünden zorunlu bir hal almaya mı başladı?

Blog benim için bir uğraş değil yaşamım. bir parçam bazen günlerce kaybolduğum oluyor bu sadece blog yaşamım da değil kendi yaşamımda da yapıyorum fişimi çekiyorum ve dünya ile irtibatımı kesiyorum kafamı dinliyorum. Artan bekleyiş değil de blog kendimi ifade etme alanı diyebilirim. bu yüzden bir bekleyiş var ise beni anlar o bekleyiş:))


5- Blog yazmayı ne kadar sürdüreceksin?

Şu an belli bir tarihim yok yaşam gittiği yere kadar. çığlıklarımın duyurabildiğim yere kadar…


bendeeeeee…… vazgeçtim kimseyi sobelemiyorum ramazanda herkes takılsın ruh haline göre :))

3 Eylül 2008 Çarşamba

kısa kısa



kuzenlerimden sorumlu olmamdan ötürü geçen haftanın bir bölümünü evimden ayrı geçirdim. Ramazanda araya girince hazırlık , sahur, iftar derken bloguma bir türlü yazamadım.

kuzenler demişken;
eski resim albümlerine baktım kaldığım günlerden birinde. ve benim hiç görmediğim bana ait resimleri görünce pek bir değişik oldum. küçüklüğüm, bebekliğim bana benzer benzemez tavırlarım beni bazen kahkahaya vurdu bazende hüzünlü bir tebebsüm kapladı içimi.

Ramazan girince yemek davetleri araya giriyor. Bu davetlerde beni en çok tatlıları heyecanlandırıyor ama bunları yemek değil de hazırlamak beni heyecandan bitiriyor. ne yapsam da misafirlerimize güzel tatlılar ikram etsek diye daha misafirlerin M si yokken planlamaya başladım.havalar sıcak bundan ötürü hafif ama davetlere uygun tatlılar olmasına özen göstermeliyim. Bu yüzden devamlı araştırmlıyım.

Dün akşam eski şirketimdeki kızlarla toplanıp S.Ahmede oruç açmaya gittik. gene her yer düzenine göre kurulmuş. yemekler tatlılar iştah kabrtırcasına göz önündeler. biz bir çayıra oturup keif çatmayı daha uygun bulduk. iyiki de öyle yapmışız rahat rahat o maalesef fotograf makinamı evde unuttugm için belgeleyemedim...
tuğba

27 Ağustos 2008 Çarşamba

yalnız bir hafta sonu




yazıya başlamadan dipnot: Başlığa aldanıp acıklı şeyler yazdığımı düşünüyorsanız yanılıyorsunuz :P

Bu hafta sonu turist olmaya karar verdim çıktım evden öğlen sıcağını atmış İstanbula free takılayım dedim bu hafta sonu taktım çantamı koluma geçirdim boynuma fotograf makinemi sultanahmedin yolunu tuttum. hava harika ben harika e daha ne isterim demi :)


Çok şükür otobüs derdi çekmiyorum buralarda metro başucumda rahatlığına doyum olmuyor. geçiveriyorsun hemencik Aksaraya. tranvay da öyle.... iniverdim çemberlitaşta sanki ilk kez geziyormuşum gibi başladım dolanmaya...




Sakin keşifçi adımlarlar Sultanahmede yürüdüm... güzel bir kalabalığı söz konusu... tabii Ramazanın gelecek olması da bunu tetikliyor. derin nefesler ala ala yürüyorum sakin tavırlarla gülümsüyorum kendi kendime elimde fotograf makinesi ne var ne yoksa çekmeye çalışıyorum mutluluk keşvetmeye çalışıp , yalnızlığın tadını çıkarıyorum... turist edası ile gezdiğim ama tipimin de tipik türklere benzemesi çevredeki insanların dikkatini çekse de deli divane dolaştım durdum :)) (çakma turist)

(yılanlı sütun)

(dikili taş ve yılanlı sütun)

(Dikilitaştaki figürler)




Ayasofyaya el salladım Sultanahmet camiine girdim. 'yıllar önce ortaokul yıllarımda bir kitap okumuştum yazarını hatırlayamadım şimdi. orada Sultanahmet camii inşaa edilirken Ayasofyanın çok kıskandığını yazıyordu :) güzel bir kitaptı adı neydi yahuuu!'


(iç avludan bir görüntü)


(kitap fuarı henüz açılmamış)





(Sultan I. Ahmed Türbesi)


Bir süre Sultanahmet camiinin iç avlusunda dinlendim etrafın kalabalıklığına rağmen sessizliği dinledim kubbeye hiç bu kadar dikkatli incelememiştim... eee insanın hep etrafında olan birşey insanın dikkatini çekmezmiş yaa demek ki turist edası ile gezmek işe yarıyormuş :) bir de insanın yanında turistler olunca daha bir havaya giriyor...


(türk ocağında paşaların birinin mezarının gölgesine mıyışan kedicik )

gezdim gezdim gezdim gezdimmmm sonra bir çay molası ve dinlenmek için Türk ocağında demir attım... çayın lezzeti birde leyla ile mecnunun hikayesi girince araya hepten günün ipini koparmış bulundum... ( yalnızlıkta bile romantiğim yaaa :P )
Uzunca bir süre oturdum. Esen rüzgarı ve ardından gelen yaprakların hışırtsını dinledim.. çayımı höpürdeterek içtim hikayenin damar bölümlerinden geçtim.. ve anladım ki Leyla olmak Mecnun olmaktan daha zor imiş....

günü bitirirken ben işi abartıp aksaray yolunu tabanvaya emanet edip, hızını alamayıp metroyu da es geçecekken, artık sakatlıktan daha çıkmamış olan ayak bileğime acıyıp gunu bitirmeye karar verdim :)))

(çemberlitaş safran'nın kopmuş hali :))) oh oh yandan bende atlayacaktım ama neyyyse dedimmm:P )


bu da yorumsuz canım memleket insanım benimmm :))))

tugba
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...